Egeli Gazete

Ateş hattıdaki Türkmen mührü: Erbil ve suistimal edilen hoşgörü

Bugün haber bültenlerine düşen patlama sesleri, füzeler ve bölge üzerindeki kirli hesaplar; aslında yüzyıllar önce atılan bir Türkmen düğümünün çözülme çabasıdır. Erbil Atabeyliği (1144) ile temelleri atılan bu kadim Türk coğrafyası, bugün "bölgeci" unsurların elinde bir çatışma sahasına dönüşmüşse, bunun temel sebebi Türkün tarihsel hoşgörüsünün bir zafiyet sanılarak mülkiyet hakkına evrilmesidir.
Ateş hattıdaki Türkmen mührü: Erbil ve suistimal edilen hoşgörü
Haberler / Güncel
18 Mart 2026 Çarşamba 12:30

 

Bugün haber bültenlerine düşen patlama sesleri, füzeler ve bölge üzerindeki kirli hesaplar; aslında yüzyıllar önce atılan bir Türkmen düğümünün çözülme çabasıdır. Erbil Atabeyliği (1144) ile temelleri atılan bu kadim Türk coğrafyası, bugün "bölgeci" unsurların elinde bir çatışma sahasına dönüşmüşse, bunun temel sebebi Türkün tarihsel hoşgörüsünün bir zafiyet sanılarak mülkiyet hakkına evrilmesidir.

Haberlerin Ötesindeki Gerçek: Kimin Yurdu?

Son günlerde Erbil’e yönelik saldırılar ve bölgedeki otorite boşluğu, aslında bir "kimliksizleşme" sancısıdır. Tarihsel kaynaklar Erbil’i; Ali Küçük’ün kurduğu, Muzafferüddin Kökböri’nin imar ettiği bir Selçuklu kalesi olarak tanımlar. Bugün bölgenin "ateş altında" olması, Türkmen kimliğinin pasifize edilip, bölgeci ve bölücü unsurların burayı bir "hak" gibi sahiplenmesinin yarattığı istikrarsızlıktır.

1. Tarihsel Hak ve Gasp: XII. yüzyılda Türkmenlerin kurumsal bir yapıya kavuşturduğu Erbil, Kerkük ve Sincar hattı; Türk devlet aklının bölge halklarına gösterdiği "Türkün Hoşgörüsü" sayesinde kozmopolit bir yapıya izin vermiştir. Ancak bu hoşgörü, bugün bölücü unsurlar tarafından "Türkün tapulu malını" kendi hanelerine geçirme cüretine dönüşmüştür.

2. Ateş Hattındaki Mimari: Haberlerde yıkılan binaların arasında yükselen Gökböri Minaresi, aslında o toprağın kime ait olduğunu haykıran sessiz bir tanıktır. Türkmen medeniyetinin bu mührü, bugün bölgeci siyasetlerin gölgesinde kalmış olsa da Erbil’in özündeki Türk ruhunu temsil etmeye devam etmektedir.

Terörsüz Türkiye ve Bölgesel Güvenlik

"Terörsüz Türkiye" hedefi, sınır ötesindeki bu kadim Türkmen yurtlarının güvenliğinden bağımsız düşünülemez. Erbil’in bugün istikrarsızlığın merkezi haline gelmesi; Türkün adil yönetim sisteminin (Atabeylik geleneği) terk edilip, yerine etnik bölgeciliğin ve terör aparatlarının ikame edilmeye çalışılmasının bir sonucudur.

Unutulmamalıdır ki: Erbil bir zamanlar Selahaddin Eyyubi ile omuz omuza Haçlıya karşı duran Türkmen beylerinin adalet merkeziydi. Bugün bölgeyi ateşe atanlar, bu tarihsel ittifakı bozan ve Türkün iyi niyetini "bölgesel egemenlik" hayalleriyle suistimal eden bölücü odaklardır.

Sonuç: Bir Hak Değil, Emanet İstismarı

Erbil’in bir Türk bölgesinden, bugün tartışmalı bir "kürt bölgesi" algısına dönüştürülmesi; sistemli bir demografik kaydırma ve Türkün "herkesi yaşatma" idealinin kötüye kullanılmasıdır. Haberlerdeki ateş, sadece bugünün çatışması değil, bin yıllık bir Türk yurdunun asli kimliğinden koparılma çabasına karşı tarihin verdiği bir tepkidir.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT SPOR GENEL SUKESİNTİSİ ELEKTRİKKESİNTİSİ HAKKIMIZDA
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 Egeli Gazete