İzmir’de Tevfik Fikret Okulları’nda, Millî Eğitim Bakanlığı müfettişleri tarafından ilkokul çağındaki çocukların da aralarında bulunduğu bir grup öğrenciye “dini” ve “siyasi içerikli” sorular yöneltildiği iddiasına Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Başkanı Çağatay Güç sert tepki gösterdi.
Cumhuriyetin bir eğitim kurumunda öğrencilerin maruz bırakıldığı durumun hem içeriği hem de uygulanış biçimiyle büyük bir skandal olduğunu belirten Güç, sorumlular hesap verene kadar olayın takipçisi olacaklarını ifade etti.
“En üst makam dahil herkes hesap vermeli”
Güç, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:
“İzmir’de Tevfik Fikret Okulları’nda yaşandığı iddia edilen olay kabul edilebilir değildir. İlkokul çağındaki çocuklarımız dahil birçok öğrencinin derslerinden alınarak kütüphaneye götürülmesi ve sorguya çekilmesi vahimdir. Sorulan soruların eğitimle ve bilimle ilgisi olmadığı gibi, çocukların ailelerinden habersiz ve izinsiz biçimde, hayatlarında ilk kez gördükleri kişiler tarafından adeta suçluymuş gibi muamele görmeleri travmatik bir durumdur. Bu skandala imza atanların en üst makam dahil olmak üzere hesap vermesi gereklidir.”
“9 yaşındaki çocuktan siyasi muhbirlik beklenemez”
Sorguya çekilen öğrencilere yöneltilen soruların içeriğine de tepki gösteren Güç, şu değerlendirmede bulundu:
“Çocuklarımıza ‘Okulunuzda din dersi işleniyor mu, müfredata uyuluyor mu, derste ne yapıyorsunuz?’ gibi aslında eğitimcilere yöneltilmesi gereken sorular sorulmuştur. ‘Okulunuzda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hakaret ediliyor mu?’ sorusu ise akıl tutulmasıdır. 9 yaşındaki çocuklardan siyasi muhbirlik beklenmiştir. Üstelik çocuklardan ifadelerinin altına imza alınması, psikolojik baskı anlamına gelmektedir. Çocuklarımız okullarına matematik, fen ya da din bilgisi öğrenmek için gider; siyaset konuşmak ya da bir partinin genel başkanı hakkında yorum yapmak için değil.”
“Laik ve bilimsel eğitimden vazgeçmeyiz”
Okullarda daha önce yaşanan tartışmaları da hatırlatan Güç, laik ve bilimsel eğitim vurgusu yaparak şunları söyledi:
“Kimsenin bu olayı basitleştirmesine, dini tartışmalar üzerinden odağından saptırmasına izin vermeyeceğiz. Laiklik, 5 Şubat 1937’de Anayasa’ya girmiştir ve devletin tüm alanlarda akıl ve bilime dayanmasını ifade eder. Eğitim politikalarının bilimsellikten uzaklaşmasına göz yummayacağız. Çocuklarımızı cehaletten, istismardan ve karanlık anlayışlardan korumak için mücadele edeceğiz.”