CHP İzmir Milletvekili Rahmi Aşkın Türeli, İzmir’de bazı tarihi ve kamusal taşınmazların mülkiyetine ilişkin tartışmalar hakkında sert bir basın açıklaması yaptı. Türeli, söz konusu yapıların “gizli devir” yöntemiyle belediyenin elinden alınmak istendiğini öne sürerek sürecin hem hukuki hem de demokratik açıdan sorunlu olduğunu savundu.
Açıklamada, kentin simge yapıları arasında yer alan Meslek Fabrikası, Egemenlik Evi, Namazgâh Hamamı ve gasilhane binasının uzun yıllardır kamu hizmeti için kullanıldığına dikkat çekildi. Bu yapıların, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 5737 sayılı yasa gerekçe gösterilerek belediyeden alınmak istendiği ifade edildi.
Türeli, mülkiyet tartışmasının, belediyeye resmi bir bildirim yapılmadan tapu üzerinden gerçekleştirilen işlemlerle başladığını belirtti. Özellikle Meslek Fabrikası hakkında mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının ardından tahliye sürecinin hızlandırıldığını dile getirdi. Bu durumun yerel yönetimin işleyişine doğrudan müdahale anlamı taşıdığını vurguladı.
Söz konusu taşınmazların tarihi geçmişine de değinen Türeli, Meslek Fabrikası’nın 1926 yılında Mustafa Kemal Atatürk imzasıyla belediyeye devredildiğini, Egemenlik Evi’nin ise Milli Mücadele döneminde önemli bir merkez olarak kullanıldığını hatırlattı. Diğer yapıların da yüzyıllardır kentin kültürel ve sosyal dokusunun bir parçası olduğu ifade edildi.
Belediyenin bu alanları ticari amaçla değil, doğrudan kamu yararı doğrultusunda kullandığını belirten Türeli, Meslek Fabrikası’nın on binlerce kişiye mesleki eğitim sağladığını, Egemenlik Evi’nin deprem sonrası yönetim merkezi olarak hizmet verdiğini ve diğer yapıların da sağlık ile sosyal hizmetlerde kritik rol üstlendiğini söyledi.
Yapılan yatırımlara da dikkat çeken Türeli, bu yapıların restorasyonu ve işlevlendirilmesi için milyonlarca liralık kamu kaynağı harcandığını belirtti. Taşınmazların belediyeden alınmasının hem bu yatırımları boşa çıkaracağını hem de halka sunulan hizmetlerin aksamasına yol açacağını ifade etti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün uygulamasının yalnızca İzmir’le sınırlı olmadığını savunan Türeli, bunun CHP’li belediyelere yönelik sistematik bir politika haline geldiğini öne sürdü. Bu durumun en büyük zararı ise doğrudan vatandaşların göreceğini söyledi.
Ayrıca, İzmir’de Kemeraltı Çarşısı ve çevresinde yüzlerce yapının restorasyon beklediğine dikkat çeken Türeli, kamu kaynaklarının bu alanlara yönlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Hukuki açıdan da süreci değerlendiren Türeli, söz konusu uygulamanın anayasanın mülkiyet hakkı, yerel yönetimlerin özerkliği ve idarenin bütünlüğü ilkeleriyle çeliştiğini savundu. CHP’nin ilgili yasal düzenlemeyi Anayasa Mahkemesi’ne taşıdığını hatırlattı.
Açıklamasının sonunda sert bir mesaj veren Türeli, İzmir halkının ortak değerlerinin korunacağını belirterek, “Bu haksızlığa boyun eğmeyeceğiz. İzmir sahipsiz değildir” ifadelerini kullandı.