CEMRE YUVARLAK/EGELİ GAZETE-Cumhuriyet Halk Partisi Genel Merkezi, yerel medyanın güçlendirilmesi, yerel ve ulusal basın arasında kalıcı iletişim hattının kurulması ve gazetecileri sorunlarının dinlenmesi amacıyla Bölgesel Yerel Medya Buluşmalarının ilk ayağı 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Gününde Tarihi Havagazı Fabrikası’nda gerçekleştirdi.
Toplantıya, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay, Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Adana Milletvekili Burhanettin Bulut, CHP İzmir Milletvekili ve PM üyesi Deniz Yücel, İzmir Milletvekili Ümit Özlale, CHP İzmir İl Başkanvekili Murat Aydın, İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, İzmir ilçe belediye başkanları, ulusal ve yerel basın katıldı.
TUGAY: “İZMİR BU BULUŞMAYI FAZLASIYLA HAK ETMİŞTİR”
Cemil Tugay, “Bizler, CHP’nin başlattığı buluşma serisinin ilk ayağında bir araya gelmiş bulunuyoruz. Genel Başkan Yardımcımızın öncülüğünde, Ege Bölgesi’ni kapsayan bu ilk yerel medya buluşmasının İzmir’de gerçekleştirilmesi son derece anlamlıdır. İzmir, yetiştirdiği gazetecilerle ulusal basında güçlü sesler oluşturmuş, basın tarihine damga vurmuş bir kenttir ve bu buluşmayı fazlasıyla hak etmektedir” dedi.
TUGAY: “BASIN DEMOKRASİNİN TEMEL TAŞI VAZGEÇİLMEZ UNSURUDUR”
Basın, demokrasinin temel taşı ve vazgeçilmez unsurudur. Yerel basın ise kamuoyundaki gücü besleyen ana damarlardan biridir. Yerel basın olmadan ulusal basın da, dolayısıyla demokrasi de ayakta kalamaz. Ülkenin farklı kentlerinde yaşananlardan haberdar olmamızı sağlayan, demokrasiyi canlı tutan yapı bu birlikteliktir.
TUGAY: “İZMİR ULUSAL BASININ OMURGASINI OLUŞTURAN ÇOK GAZETECİ YETİŞTİRMİŞTİR”
Türkiye’de ilk gazetenin yayımlandığı, yerel basının filizlendiği şehir olan İzmir, ulusal medyanın omurgasını oluşturan çok sayıda gazeteciyi yetiştirmiştir. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında görev yapan ulusal basın mensupları, bu kentten çıkan güçlü bir geleneğin temsilcileridir. Bu buluşmada, yerel medyanın beklentileri ve sorunları dile getirilecek; gazeteciliğin hem bugünü hem de yarını kapsamlı biçimde ele alınacaktır. Burada konuşulanlar sadece bu salonda kalmayacak, CHP’nin demokratikleşme programına da yansıyacak; katılımcı siyasetin somut bir örneği olacaktır.
“TÜRKİYE’NİN BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNDE GELDİĞİ NOKTA UTANÇ VERİCİDİR”
Bugün gazeteciler, mesleklerini icra ederken özgürlüklerini ve işlerini kaybetme riskiyle karşı karşıyadır. Gazetecilik zor, riskli ve bedeli olan bir meslektir. Ülkemizin acı örneklerinde olduğu gibi, kimi gazeteciler gerçeğin peşinde oldukları için hayatlarıyla bedel ödemiştir. Hapsedilen, sürgüne gönderilen, susturulan ve öldürülen gazeteciler, basın özgürlüğünün ne denli ağır baskı altında olduğunu açıkça göstermektedir. Oysa güçlü bir demokrasinin sonucu bu olmamalıdır. Özgür basın, demokrasinin en temel unsurlarından biridir. Türkiye’nin basın özgürlüğü endekslerinde geldiği nokta utanç vericidir ve bu tablo, gazetecilerin maruz kaldığı baskıların en somut göstergesidir. CHP olarak, hem siyasal duruşumuzda hem de bireysel sorumluluğumuzda basın ve ifade özgürlüğünün, demokrasinin yanında yer almaya devam edeceğiz.
“YEREL BASINI DESTEKLEMEK EN TEMEL HEDEFLERİMİZDEN BİRİDİR”
Demokrasi yalnızca sandıktan ibaret değildir. Yerelde güçlenmeyen bir demokrasi, ülke genelinde ayakta kalamaz. Yerel medya; kentin kültürünü, tarihini ve hafızasını yaşatır, kimsenin görmediğini görür. Ulusal medya kentleri bu derinlikte göremez. Bizler hem basın tarafında hem de yerel yönetimler tarafında yalnızca kamu yararını gözettiğimize inanıyoruz. Yerel basını desteklemek için çaba göstermek, en temel hedeflerimizden biridir. Kamu yararını savunan, etik değerleri önceleyen gazetecilerin her zaman yanında olacağız. Yerel medya susturulamaz. Ya basın özgür olur ya da demokrasi eksik kalır.
AYDIN: “GAZETECİLİK, BİRİLERİNİN DUYMASINI İSTEMEDİĞİ HABERLERİ VERME İŞİDİR”
CHP İl Başkanvekili Murat Aydın, açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye çıktı. Aydın, 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne ilişkin değerlendirmelerde bulunarak, günün bir bayramdan ziyade mücadele günü olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.
Aydın, “10 Ocak, 1962 yılından bu yana ‘Çalışan Gazeteciler Günü’ olarak anılıyor. Ancak 1972 yılında yapılan askeri müdahalelerle birlikte fikir özgürlüğü ciddi biçimde kısıtlandı. Bu nedenle 10 Ocak’ı bir bayram olarak değil, çalışan gazetecilerin mücadele günü olarak anmak gerekiyor” dedi.
Türkiye’de hukuk devletinin işleyişine dair eleştirilerde bulunan Aydın, “Bugün Türkiye’de gerçek anlamda bir hukuk devleti yoktur. Yönetmeliklerin ve yasaların uygulanmadığı bir ülke haline gelmiş durumdayız” ifadelerini kullandı.
Gazeteciliğin tanımına da değinen Aydın, “Gazetecilik, birilerinin duymasını istemediği haberleri verme işidir. Bunun dışındaki faaliyetler halkla ilişkiler çalışmasıdır” diye konuştu.
Konuşmasının sonunda basın emekçilerine seslenen Aydın, “Halkın haber alma hakkını savunan tüm çalışan gazetecilerin günü kutlu olsun. İyi ki varsınız. Bu toplumu bir adım ileri taşımak için yaptıklarınız son derece kıymetli. Başınız öne eğilmeden, onurla mesleğinizi yapmaya devam edin” dedi.
BULUT: “10 OCAK KUTLAMA DEĞİL, GAZETECİLERİN MÜCADELE GÜNÜDÜR”
CHP Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut, yerel medya buluşmasında yaptığı konuşmada basın özgürlüğü, gazetecilik mesleğinin sorunları ve medya üzerindeki baskılara ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
İzmir’de gerçekleştirilen organizasyonun önemine vurgu yapan Bulut, “İyi ki bu organizasyonu İzmir’de yapmışız. CHP açısından gıpta edilen bir şehir olması nedeniyle buradan başlamak istedik. Buradaki tabloyu görünce ‘iyi ki buradan başlamışız’ diyorum” ifadelerini kullandı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’ne değinen Bulut, bu günün bir kutlama günü olmadığını belirterek, “Elbette 10 Ocak’ı anacağız, hatırlayacağız. Şartlar uygunsa kutlarız ama bugün itibarıyla kutlanacak bir gün değil. Daha çok gazetecilerin yaşadığı sorunların hatırlatıldığı bir mücadele günü olarak değerlendirilmelidir” dedi.
Yerel medya buluşmalarının devam edeceğini açıklayan Bulut, “Yerel medyayı bölge bölge bir araya getireceğiz. Bu seriyi sürdüreceğiz. Mesleki sorunları burada paylaşacağız ve bunları hükümet programımıza yansıtacağız. Kamu gazeteciliğinin ne demek olduğunu yeniden hatırlamak, siyasetçilere de gazeteciliğin ne kadar hayati bir meslek olduğunu anlatmak zorundayız” diye konuştu.
Kuvvetler ayrılığı ilkesinin aşındırıldığına dikkat çeken Bulut, “Yürütmenin yasama ve yargı üzerindeki baskısı zamanla normalleştirildi. Oysa basın dördüncü kuvvettir ve kamu hizmeti yapar. Basının yaşadığı sorunları yalnızca gazetecilerin meslek sorunu olarak ele almak eksik olur. Toplum bulanık görüyorsa, bireysel hak ve özgürlükler de bulanık demektir” ifadelerini kullandı.
Basının denetim işlevini yitirdiğini savunan Bulut, “Denetim mekanizmalarının işlemediği bir sistemde en azından basın denetlesin dersiniz. Ancak bugün havuz medyası normalleştirildi. Aynı başlıkların, aynı cümlelerin tekrarlandığı bir algı operasyonu yürütülüyor” dedi.
Özgür basının önemine dikkat çeken Bulut, “Basının güçlü ve özgür olması, Uğur Mumcu’ların, Ahmet Taner Kışlalı’ların çoğalması demektir. Bunu güçlendirmek zorundayız. Anayasa bu hakkı tanımış, buna ilişkin kurumlar da kurulmuş. Ancak bugün mesleğini iyi yapan değil, iktidara yakın olan ödüllendiriliyor” şeklinde konuştu.
RTÜK ve medya denetimine ilişkin eleştirilerde bulunan Bulut, “RTÜK’ün bir denetim mekanizması var ama ne hikmetse sürekli eleştirel yayın yapan kanallar cezalandırılıyor. Havuz medyasına dokunulmuyor” dedi.
İBB soruşturmasına ilişkin örnekler veren Bulut, “Milyon dolarlar bulundu denildi, iddianamede böyle bir para çıkmadı. 1200 telefon dağıtıldı dendi, o telefonlar da bulunmadı. Günlerce kamuoyu yanıltıldı ama bunun hiçbir yaptırımı olmadı” ifadelerini kullandı.
TRT’ye de tepki gösteren Bulut, “TRT, maaşlarımızdan kesilen paralarla ayakta duran bir kurum. Seçim döneminde ücretini ödememize rağmen reklamlarımızı yayınlamadı. Yandaş medyadan farklı bir tutum sergileyemedi” diye konuştu.
Basın İlan Kurumu’nun uygulamalarını eleştiren Bulut, “BİK birçok ilde yerel gazeteleri birleştiriyor. O gazetelerin hafızası, geçmişi hiç önemsenmiyor. Bu yaklaşım, otosansürün de bir parçası haline geldi” dedi.
Konuşmasının sonunda gazetecilere seslenen Bulut, “Bunların hepsini sizler yaşıyorsunuz. Buna itiraz etmek yalnızca bir siyasi partinin değil, hepimizin sorumluluğudur. Gazetecilerin özlük hakları, ekonomik sorunları ve çalışma koşullarını sizlerle birlikte çözmek istiyoruz. Meslek sorunlarını çözdüğümüz, gazetecilerin özgürce çalışabildiği bir Türkiye’de 10 Ocak’ı gerçekten bir kutlama günü haline getirebiliriz” ifadelerini kullandı.







Sayfa başına git
