İzmir Barosu, İstanbul’da istismara maruz kaldıkları iddialarıyla gündeme gelen bir anne ve kız çocuğunun yaşamını yitirmesine ilişkin yazılı bir açıklama yayımladı. Baro, olayın toplumsal cinsiyet temelli şiddetin önlenmesine dair kamusal yükümlülükler açısından ciddi soru işaretleri doğurduğunu belirtti.
Açıklamada, annenin “Ölürsem intihar demeyin” şeklindeki beyanının hukuk devleti ilkesi bakımından ağır bir uyarı niteliği taşıdığı ifade edildi. Devletin yalnızca suç işlendikten sonra yaptırım uygulamakla değil, aynı zamanda bireylerin yaşam hakkını etkin biçimde korumakla yükümlü olduğuna dikkat çekildi.
Kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı iddialarında koruyucu ve önleyici tedbirlerin gecikmeksizin uygulanması gerektiği vurgulanan açıklamada, soruşturmaların titizlikle yürütülmesi ve risk değerlendirmelerinin somut olayın özellikleri dikkate alınarak yapılmasının hukuk devletinin gereği olduğu belirtildi. Kamu makamlarının yükümlülüğünün yalnızca şekli işlemlerle sınırlı olmadığı, etkili koruma sağlama sorumluluğunu da içerdiği kaydedildi.
Basına yansıyan bilgilere göre, kızının maruz kaldığı iddialar nedeniyle hukuk mücadelesi veren annenin tehditlere maruz kaldığına ilişkin beyanlarının bulunduğu hatırlatılan açıklamada, olayın toplumsal cinsiyet kalıp yargılarından arındırılarak titizlikle ve ivedilikle incelenmesi çağrısı yapıldı.
İzmir Barosu, yaşam hakkının korunması ile kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarının önlenmesi konusunda sürecin takipçisi olacaklarını ve hukuki sorumlulukların yerine getirilip getirilmediğini izlemeye devam edeceklerini kamuoyuna saygıyla duyurdu.