DİLARA ÇİÇEK/EGELİ GAZETE-İzmir’in hava kirliliği sorunu, son günlerde yükselen AQI (Hava Kalitesi İndeksi) değerleriyle birlikte hayati bir risk seviyesine ulaştı. Özellikle Şubat ayı başı itibarıyla ölçülen veriler, kentin “sağlık açısından sakıncalı” bir eşiğe geldiğini gösteriyor. Ölçüm sonuçlarına göre İzmir, hava.gov.tr ve Kara Rapor verilerinde Türkiye’nin kirli hava soluyan kentlerinden biri olarak öne çıkarken, Dünya Sağlık Örgütü limitlerine göre Türkiye’de yaşayanların %92’sinin kirli hava soluduğu belirtiliyor (Kara Rapor 2024). Halk Sağlığı Uzmanı Prof. Dr. Ali Osman Karababa ise bu kirliliğin temelinde sanayi tesislerinden ulaşım yoğunluğuna, kalitesiz yakıt kullanımından yanlış kentleşme modellerine kadar uzanan çok katmanlı nedenler bulunduğunu vurguluyor.
ALİAĞA'DAKİ SANAYİ TESİSİ KENTİN HAVASINI BOĞUYOR
İzmir’in hava kalitesini bozan en büyük etkenin sanayi kaynaklı emisyonlar olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Ali Osman Karababa, kent merkezindeki çimento fabrikaları ve organize sanayi bölgelerini işaret etti. Kirliliğin sadece merkezle sınırlı kalmadığını belirten Karababa, "Aliağa’da sayıları 3 bini bulan devasa tesisler, rüzgar hareketleriyle tüm kirleticileri kentin üzerine taşıyor. Petrol rafinerileri, demir-çelik fabrikaları ve kömürlü termik santraller kentin nefes yollarını tıkıyor," ifadelerini kullandı.
EGZOZ DUMANI VE DÜŞÜK KALİTELİ KÖMÜR KİRLİLİĞİ TETİKLİYOR
Ulaşım ve ısınma alışkanlıklarının kirlilikteki payına değinen Karababa, kent içindeki yoğun araç trafiğinin egzoz gazlarıyla havayı zehirlediğini aktardı. Özellikle dar yol seçenekleri nedeniyle yaşanan sıkışıklıkların kirliliği artırdığını ifade eden Karababa, ısınma konusunda da uyarılarda bulundu: "Doğal gaz kullanımı yaygın olsa da, sosyoekonomik açıdan düşük bölgelerde en kirletici yakıt olan linyit kömürü tercih ediliyor. Düşük kalorili bu kömür türü, kış aylarında kirlilik yükünü zirveye taşıyor," dedi.
ÇARPIK KENTLEŞME RÜZGARIN YOLUNU KESİYOR
Sağlıklı bir kentte rüzgarın içeri girebilmesi için "ızgara plan" uygulanması gerektiğini hatırlatarak, "İzmir’de denizden gelen rüzgarın kente girmesini engelleyen çok katlı binalar var. Bina yüksekliklerinin iç kısımlara doğru artması gerekirken, kıyıdaki beton bloklar hava sirkülasyonunu tamamen durduruyor" değerlendirmesinde bulundu.
GÖZLE GÖRÜLMEYEN TEHLİKE: PM2.5 DOĞRUDAN KANA KARIŞIYOR
Hava kirliliğindeki en tehlikeli parametrelerden biri olan ince partikül maddelere (PM2.5) dikkat çeken Prof. Dr. Karababa, bu taneciklerin mikroskobik boyutları nedeniyle savunma mekanizmalarını aştığını söyledi. 2.5 mikron ve daha küçük parçacıkların akciğerlerdeki alveollere kadar inip doğrudan kana karıştığını belirten Karababa, bu maddelerin vücudun her hücresine zarar verme potansiyeli taşıdığını vurguladı.
TÜRKİYE'DE 2022’DE 68 BİN ÖLÜM HAVA KİRLİLİĞİNE BAĞLI: ÖLÜMLERİN %74’Ü ÖNLENEBİLİR
Hava kirliliğinin 2013 yılından bu yana "Grup 1 Kanser Yapıcı" olarak sınıflandırıldığını hatırlatan Karababa, sağlık risklerini şu sözlerle özetledi: "2024 yılı Kara Rapor ‘da 2022 yılında Türkiye’deki 30 yaş üstü 480.991 ölümün 68.440'ı hava kirliliğine atfedilebilir. Bu ölümlerin %74’ü aslında önlenebilir nitelikteydi.
Hava kirliliğinin neden olduğu sağlık sorunları:
• Solunum yolu enfeksiyonları görülme sıklığında artış
• Akciğerin solunum kapasitesinde azalma
• Kronik tıkayıcı akciğer hastalığı (KOAH)
• Kanserler (Akciğer, mesane, meme kanseri)
• Astım ve KOAH krizleri
• Kalbin kanlanmasında bozulma ve kalp krizi
• Damar sertliği
• Diyabet
• Kan basıncında artış (hipertansiyon)
• Beyin kanlanmasında azalma ve felç
• Düşük doğum ağırlıklı bebek, erken doğum
Risk grupları: Bebekler-gelişme çağındaki çocuklar, gebe ve emzikli kadınlar, yaşlılar, kronik solunum ve dolaşım sistemi hastalığı olanlar, endüstriyel işletmelerde çalışanlar, sigara kullananlar, düşük sosyoekonomik grupta olanların en yüksek risk grubunda olduğunun altını çizdi.
HAVA KİRLİLİĞİNDEN BİREYSEL KORUNMA SINIRLI, ESAS ÇÖZÜM POLİTİK
Prof. Dr. Karababa, hava kirliliğinden bireysel yöntemlerle korunmanın oldukça zor olduğunu belirterek, kirliliğin yoğun olduğu günlerde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması ve maske kullanımının önerilebileceğini söyledi.
Asıl önlemlerin bireysel değil, politik düzeyde alınması gerektiğini vurgulayan Karababa, mevcut mevzuatın istisnasız uygulanması gerektiğini ifade etti. Hava kalitesi sınır değerlerinin Dünya Sağlık Örgütü önerilerine göre yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirten Karababa, hava kirliliği ölçüm istasyonlarının sayıca yetersiz olduğunu ve bazı istasyonların gerçek durumu yansıtmadığını söyledi.
Ölçüm istasyonlarının artırılması ve doğru noktalara yerleştirilmesi gerektiğini dile getiren Karababa, yalnızca PM10 ve kükürt dioksit değil; PM2.5, NOx, ozon ve hidrokarbonların da tüm istasyonlarda ölçülmesi gerektiğini kaydetti. Ölçüm verilerinin doğruluğunun denetlenmesi ve şeffaf biçimde kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini belirtti.
Karababa ayrıca fosil yakıtlara dayalı politikalardan vazgeçilmesi, kömürlü termik santral yatırımlarının durdurulması ve enerji politikalarının yenilenebilir kaynaklara yönlendirilmesi çağrısında bulundu.