HÜROL DAĞDELEN/EGELİ GAZETE-Karabağlar Belediye Başkanı Helil İnay Kınay Egeli Gazete ve Egeli TV’ye önemli açıklamalar yaptı. “İzmir dediğimizde aklınıza neler gelir?” diye sorulduğunda; Körfez, vapur, Karşıyaka, Saat Kulesi ve Konak Meydanı cevaplarının geldiğini hatırlatarak, “Önümüzdeki 5 yıl içinde tüm İzmir’in konuşacağı bir Karabağlar Meydanı’nı yaratacağız. Vatan Mahallemizdeki bu meydan Karabağlar’ın ve İzmir’in simgelerinden biri olacak. Mobilyasıyla, üzümüyle, tekstil sektörüyle ve kentteki yaşamıyla ortaya koyacağımız ve İzmir dendiğinde Karabağlar’ın da adının söyleneceği bir sürecin başlangıcını yaptık” dedi.
TASARRUFA MAKAM ARABISINDAN BAŞLADIK
Hükümet’in tasarruf tedbirleri genelgesinin çok daha öncesinden bu konuda gerekli çalışmaları başlattıklarını açıklayan Kınay, “Araçlarımız ortak havuzdan kullanılıyor. Makam aracım mütevazi bir araç. Yedek aracımızı havuza tahsis ettik. Orada ortak kullanımlarla götürüyoruz. Kişisel kullanımları azaltıp araç dengemizi yapmaya çalışıyoruz. Mesai saatleri, fazla mesai ücretleri, iş barışıyla ilgili süreçlerde dengeyi sağlıyoruz. Bunların hepsini her ayrıntıda kontrol eden bir mali disiplin içindeyiz. Bizim bütçelerimiz vatandaşın vergilerinden vatandaşa hizmet için aktarılan gelirler. Biz de bunu en doğru şekilde aktarabilmek için o sorumlulukla çalışıyoruz ve yürüyoruz” ifadelerini kullandı.
Vatan Mahallesi’nde İhsan Alyanak Spor Salonu ile Maliyeciler Mahallesi arasında 9200 sokak arasında 41 bin 910 metrekare büyüklüğünde İzmir’in ikinci en büyük meydanı olacak.
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜNDE SÖZLERİMİZİ HAYATA GEÇİRMEK İÇİN BAŞKAN OLARAK FIRSAT VAR
Yıllardır İzmir’de, Ege Bölgesi’nde ve Türkiye’nin her yerinde çevre sorunları, kent mücadelesi ve savunmasının içerisinde yer aldık. Ben hep şunu söyledim. Çevre sorunlarının, kent sorunları temelinde emek sorunudur, adalet sorunudur, ekonomi sorunudur. Bunlar toplumsal sorunlardır. Birbirinden ayrılamaz. Yıllardır bu sorunların çözümleri üzerine konuşuyorduk. Karabağlar’da da benim yıllardır içinde bulunduğum, çalışma yaptığım alanlarda bir belediye başkanı olarak o sorunların çözümüne dair sözleri hayata geçirmek anlamında bir fırsat var elimizde. Karabağlar da ülkede yaşanan tüm sorunlardan kendi payına düşeni alıyor. Kentleşme sorunları, ekonomideki sorunlar, toplumsal sorunlar, yoksulluk, kadınlar gençler, emekliler, emekçilerle ilgili yaşamın her bir alanında Karabağlar’da da büyük sorunlar var.
KARABAĞLAR’DA SOSYAL DEMOKRAT BELEDİYECİLİK DOKUNUŞLAR ÇOK ÖNEMLİ
Karabağlar’ı “Küçük Türkiye” olarak tanımlıyoruz. Ülkenin farklı yerlerinden, memleketlerini bırakıp, kendi memleketlerinde geçimini sağlayamadığı için ya da geleceğe dair umudunu göremediği için yeni bir hayat kurmak için gelen çok sayıda vatandaşımız Karabağlar’da yeni bir hayat anlayışına girmiş. Ülkenin he yerinden insanlarımız var. O yüzden de “Küçük Türkiye olarak tanımlıyoruz. Bu durum aynı zamanda kültürel bir zenginlik de getiriyor. Başını sokacak bir ev yaptığı noktada yapılaşmada, kentleşmede ülkeye dair yaşadığımız sorunları en ağır yaşayan yerlerden bir yer Karabağlar. İzmir’in diğer ilçeleriyle birlikte değerlendirmede Karabağlar’ı sorduğunuz zaman kentin en büyük ilçesi. Nüfus anlamında da kozmopolit yapı anlamında da. Eski İzmir olduğu için kentleşmenin ve yapılaşmanın sorunlarının da en ağır yaşayan ilçelerden bir tanesi. Yaşlı yoksulluğun en fazla olduğu, genç işsizliğin en fazla olduğu, okuma yazma bilmeyen nüfusun İzmir’deki değerlendirmeye baktığınızda en yüksek olduğu, engelli nüfusun en yüksek oranda olduğu bir ilçe. Tüm bunlarla beraber şu an ülkenin içinde yaşadığı ekonomi şiddeti, toplumsal şiddeti en ağır şekilde yaşayan bir bölge aynı zamanda. Dolayısıyla bizim Karabağlar’da sosyal demokrat belediyecilik anlayışı içinde halktan yana, emekten, adaletten yana yapılacak olan çalışmalar içindeki dokunuşlarımız çok daha büyük önem kazanıyor. Biz de bunlarla ilgili sözlerimizi tek tek hayata geçireceğiz Karabağlar’da.
KENTSEL DÖNÜŞÜM ÖNCELİĞİMİZ
-Tüm büyük metropollerin en büyük sorunu kent yenileme. Karabağlar’da bu sorun ciddi anlamda yaşanıyor. İstanbul’da bir hafta bir bina deprem bile olmadan kendiliğinden çöktü. Karabağlar’da bu konuda neler yapacaksınız?
Kentsel dönüşüm Türkiye’ne en öncelikle sorunu. Kentlerin dönüşümü, yaşamın dönüşümü, yerinde, adil, kentlerin refahını kentliyle paylaşan bir dönüşüm olarak değerlendirmek gerekiyor. İktidarın son 20 yıllık yapılaşma politikalarına baktığınız zaman kentsel dönüşümü sadece bina odaklı düşünüp imar aflarıyla birlikte uyguladığınızda bunun bedelini yaşanan depremlerde çok ağır ödedik. O yüzden Karabağlar’da da değerlendirme yaparken öncelikli olarak çözülmesi gereken nokta kentsel dönüşüm. Karabağlar’a bölgesel olarak baktığınız zaman, gecekondu yapılaşması dediğimiz alanla ilgili daha sağlıklı bir kent yapısıyla, yollarıyla, yeşil alanlarıyla, sosyal ve kültürel donatılarıyla birlikte düzenlenmesi ve dönüşmesi gereken bir bölgemiz var. Onun dışında yüksek katlı binalarla tanımladığımız ama aslında 40 yılı aşkın yaşı olan dolayısıyla depreme karşı dayanıklılık için yenilenmesi gereken bölgeler var. Bunların bütünsel olarak planlanması gerekiyor. Kentleri planlarken de sadece yapılardan ibaret düşünmemek gerekiyor. O yapılarda yaşayan insanların, o kenti paylaşan tüm canlıların, doğasıyla, sokak canlarıyla hepsinin bir arada, doğru ve adil şekilde yaşayabileceği bir planı yapmak gerekiyor
.
Karabağlar’da kentin tamamına baktığımız zaman 15 yaşında bir belediyede imar planlarıyla ilgili çalışmalar tamamlanmış durumda. Bu çalışmaların hayata geçmesi noktasında Karabağlar Belediyesinin yetkili olduğu, kendi görev ve sorumluluğunun olduğu alanlarda bunun hızlı ve aktif şekilde hayata geçmesi için çalışacağız. Seçim döneminde de bunun öncelikli çözümlerden bir tanesi olduğunu söylemiştik. Bir de bizim kendi bölgemizde Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının yetkisinde olan 12 yıl önce “riskli alan” ilan edilen ve kentsel dönüşüm çalışması yürütülmesi gereken bir bölge var. Bu bölgenin “riskli alan” edilmesi ve Bakanlık yetkisinde olması nedeniyle yıllardır bu bölgede yaşayan vatandaşlarımızın beklentileri ve yaşadıkları mağduriyetler var. Kangren haline gelmiş durumda. Biz belediyemizin yetkisinde olan alanlar ilgili planlamalar doğrultusunda sağlıklı kentleşme ve yapılaşma süreciyle ilgili çalışmaları yapıp hızlı bir şekilde hayata geçireceğiz. Riskli alan ilan edilen bölgeyle ilgili olarak vatandaşın bilgilendirilmesi lazım. Neden riskli alan ilan edildiğiyle ilgili vatandaşımız bilgi sahibi değil. Yeterli bilimsel çalışmaların yapılıp yapılmadığıyla ilgili vatandaşlarımızın soruları var vatandaşın ve itirazlar var. Bakanlıkla da görüşüp değerlendirmelerin yapılması, o bölgede yerinde haktan yana, ekonomik süreçleriyle de beraber vatandaşın lehine bir kentsel dönüşün sürecinin hızlıca hayata geçmesi için çalışmalar yapacağız.
Biz bir Kentsel Dönüşüm Komisyonu kuracağımızı söylemiştik. İlk meclisimizde Kentsel Dönüşüm Komisyonumuzu kurduk. Komisyon içerisinde meslek odaları, Bakanlık, Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyesi ve halkın temsilcisi dernekler de olacak. Bilgi edinme hakkının olduğu, vatandaşın ilk elden yetkili ağızdan bilgi sahibi olduğu kendi evinin ne olacağıyla ilgili bir süreci yürüteceğiz. Komisyonumuz onlarla ilgili çalışmaları yapıyor.
Bir taraftan da kendi planladığımız alanların hayata geçmesi noktasında da vatandaşı sadece müteahhitle karşı karşıya bırakmayan bunun toplumsal ve kentsel sorumluluğunu da alan bir belediye olacağız. Sağlıklı bilgi edinme sürecini kentsel dönüşüm ofislerimizle sağlayacağımız bir mekanizmayı hayata geçireceğiz. Bunun çalışmaları şu anda devam ediyor. Hem bilgilendirme aşaması hem de sürecin uygulamasında ekonomik süreciyle, toplumsal süreciyle kente dair süreçleriyle bir bütün olarak değerlendirilmesi için tüm paydaşların bir arada olduğu, olduğu ortak kararın verildiği, kamudan ve halktan yana bir planlama ve dönüşüm anlayışla süreci götüreceğiz. Orada da belediye olarak sonuna kadar bu sürecin takipçisi olacağız. Çalışmalarımıza adım adım başladık. İlerleyen günlerde bunu çok daha aktif şekilde paylaşacağız.
-Karabağlar’da jeolojik açıdan sakıncalı alanlar var. Bu bölgelerde yapılan planlar çok uzun yıllardır tartışma konusu. Bu sorunun çözümünü nasıl sağlayacaksınız?
Karabağlar’da heyelanla ilgili sorunlar var. Bu bölgelerdeki yapılaşmanın da bu riske karşı gerekli önlemlerin alınarak yürütülmesi gerekiyor. Bütün bu değerlendirmeler belediye tarafından yapılıyor. Ama Bakanlığın yetkili olduğu bölgelerde neden riskli alan ilan edildiği, bilimsel raporların olup olmadığı noktasında soru işaretleri var. Biz de bunu soruyoruz. Yaptığımız her çalışmanın bilimsel bir alt yapısının olması gerekir. Onu da Bakanlığın ilgili kurumlarının değerlendirmesini yapması gerekiyor. Bizler de bu konunun takipçisiyiz.
GENELGE ÇIKMADAN ÖNCE TASARRUFA BAŞLAMIŞTIK
-Hükümet’in tasarruf tedbirleri Karabağlar Belediyesi’ni nasıl etkileyecek? Hizmetlerde aksama olacak mı?
Ülkenin ekonomik süreçlerine baktığınız zaman giderek artan bir ekonomik şiddet yaşıyoruz. Hak ettiğimiz asgari yaşam koşullarını bile sağlayamadığımız bir ortam var. Barınma, sağlıklı beslenme, ulaşım, eğitim, sağılık gibi temel haklarımızı bile sağlayamadığımız bir noktadayız. Bugün ülkede asgari ücretin, emeklilerin aldığı aylık ücretin açlık sınırının altında kaldığı, 4 kişilik bir ailenin geçinme koşullarını sağlamadığı bir sürecin içinde tabii ki belediyeler de bu süreçten nasibini alıyor. Tasarruf tedbirleriyle ilgili çalışmalara baktığımızda zaten kamuda her bir yöneticinin bu süreci yürütürken kendi bütçesini doğru yönetmesi, kamudan yana halktan yana bütçe yönetmesi zaten bir zorunluluk. Bizim yürüttüğümüz politika da söylediğimiz sözler de bunlar. Ancak bu genelgeyi yayınlayanların bu ekonomik şiddeti yaratanlar olduğu, halktan aldığını yandaşlara dağıtan bir anlayış içinde olduğu için sözlerle uygulamaların uymadığı bir nokta var. Vatandaş ve biz belediyede tasarruf yapıp, gelir ve gider bütçemizi zaten yönetiyoruz. Ama itibardan tasarruf etmeyenlerin bu değerlendirmeyi de kendi adlarına yapması gerektiğine halkın da zaten bu cevabı verdiğini düşünüyorum.
Karabağlar Belediyesi olarak çok sıkı bir mali disiplin içindeyiz. Bizim göreve başladığımız dönem itibariyle de bütçemizi ve gelir gider dengemizi tekrar inceledi. Bu her gün büyüyen ekonomik şiddete karşı önlem alabilmek, kendi personelimizin çalışma haklarını, Karabağlar’ın haklarını koruyabilmek ve hizmetimizi doğru yürütebilmek adına o bütçenin içerisinde araçlarımızdan giderlerimize, gelir arttırıcı faaliyetlere kadar zaten bir bütçe disiplini getirmiştik.
Tasarruf genelgesinin çok daha öncesinde araçlarımız ortak havuzdan kullanılıyor. Makam aracım mütevazi bir araç. Yedek aracımızı havuza tahsis ettik. Orada ortak kullanımlarla götürüyoruz. Kişisel kullanımları azaltıp araç dengemizi yapmaya çalışıyoruz. Mesai saatleri, fazla mesai ücretleri, iş barışıyla ilgili süreçlerde dengeyi sağlıyoruz. Bunların hepsini her ayrıntıda kontrol eden bir mali disiplin içindeyiz. Bizim bütçelerimiz vatandaşın vergilerinden vatandaşa hizmet için aktarılan gelirler. Biz de bunu en doğru şekilde aktarabilmek için o sorumlulukla çalışıyoruz ve yürüyoruz. Ülkeyi yönetenlerin de o sorumlulukla görevlerine yerine getirmesi gerekir. Bunun değerlendirilmesini de halkımız en doğru şekilde yapacaktır.
İZMİR DENDİĞİNDE KARABAĞLAR’IN DA ADININ SÖYLENDİĞİ BİR SÜRECİN BAŞLANGICI
-Karabağlar’ın imajı anlamda bazı eksiklikleri var. Kentin merkezinde olmasına karşın, kenarda kalmış algısı var. Bu algıyı nasıl değiştireceksiniz?
“İzmir dediğimizde aklınıza neler gelir” diye sorduğumuzda Körfez, vapur, Karşıyaka, Saat Kulesi, Konak Meydanı cevapları alınır. Karabağlar aslında adını kara üzüm bağlarından alan eski İzmir olan İzmir’in merkezi. Dolayısıyla İzmir’in kalbi noktasında İzmir’in ilk yerleşimlerinden birisidir Karabağlar. Ayrıca Karabağlar’da yaşayan vatandaşların emeği İzmir’in her yerine taşınır. Ülkenin farklı yerlerinden vatandaşların emek gücüyle inşaat sektöründe, pazarcı olarak, esnaf olarak İzmir’in her yerine emeğini dağıttığı bir yer.
Karabağlar’da iki önemli nokta var. Birincisi Kavacık köyünün kara bağlarındaki üzüm. Uluslararası süreçlerde coğrafi işaretlerini alan ve değer katacak olan bir ürünümüz. Bizim gözbebeğimiz. Onlarla ilgili çalışmalarımız gelişerek devam edecek. Diğer taraftan Karabağlar mobilyasıyla adını duyuracak olan ve aslında değerini görememiş, alamamış bir yer. Biz Mobilya Akademisiyle beraber orayı da merkezde tutarak, bizden önce yapılan projeyi geliştirerek Karabağlar’ın bir mobilya markası olarak yürümesini sağlayacağız. Mobilya sektörünün üretim anlamındaki sanayi sitesi süreçlerindeki doğru altyapısıyla tamamlanmış bir üretim aşamasıyla istihdama katkısı. Bunun tanıtım aşaması. Uluslararası fuarlarla ülke dışında da yaygınlaşması aynı zamanda Karabağlar ekonomisine kadınlarına, gençlerine katkı sunması anlamında projelerimiz var. Hayata geçiriyoruz.
Mobilya Akademi bizim için çok önemli. İzmir Büyükşehir Belediyesi ile yapacağımız protokollerle meslek fabrikası üzerinden eğitimler ve çalışmaları sürdüreceğiz. Dolayısıyla hem Karabağlar mobilyasının marka değerini, Karabağlar’ın toplumsal değerini, ekonomisini, kadının ve gençlerin değerini arttıracağımız bir süreç yürüteceğiz. Sadece mobilyayla değil, aynı zamanda burada tekstil sektörü, giyim ve konfeksiyonla ilgili çalışmalar da var. Şu an atölyelerle giden çalışmaları benzer bir süreçle yürüteceğiz.
Mobilyasıyla, üzümüyle, tekstil sektörüyle ve kentteki yaşamıyla ortaya koyacağımız ve İzmir dendiğinde Karabağlar’ın da adının söyleneceği bir sürecin başlangıcını yaptık.
KARABAĞLAR MEYDANI TÜM İZMİR’İN KONUŞACAĞI BİR MEYDAN OLACAK
-Karabağlar’da Şehir Tiyatrosu kurulması kararı aldınız. Karabağlar’da kültür hizmetlerinin her mahalleye yayılması için başka hangi projeler hayata geçirilecek?
Bu bizim için çok büyük bir proje. Ekonomik yapı ve kentleşmeyi konuştuk. Bunların hepsi birbiriyle bağlantılı. Bu yapısal dönüşümü ekonomisiyle, kentsel dönüşümüyle ve aynı zamanda Karabağlar’ın simgesi olan kent meydanıyla sağlayacağız. Önümüzdeki 5 yıl içinde tüm İzmir’in konuşacağı bir Karabağlar Meydanı’nı yaratacağız. Vatan Mahallesi’nde İhsan Alyanak Spor Salonu ile Maliyeciler Mahallesi arasında 9200 sokak arasında 41 bin 910 metrekare büyüklüğünde İzmir’in ikinci en büyük meydanı olacak. Sanat faaliyetleriyle de yaşayan bir alan olacak. Karabağlar’ın her yerinde bu çalışmaları yapacağız.
Bu ayki meclisimizde Karabağlar Belediyesi Tiyatrosu kurulması için nihai karar geçti. Mevcut kültür merkezlerimizdeki çalışmaları da aktif hale getireceğimiz, tiyatromuzla beraber kültür ve sanatı Karabağların 58 mahallesine yayacağımız, mahallelerimizdeki vatandaşlarımıza ulaşacağımız en büyük ihtiyacımız olan ve hayatın dönüşümünü sağlayacak bir mekanizmayı hayata geçireceğiz. Çocuk tiyatromuz, gençlik tiyatromuz, emeklilerle ilgili çalışmalarımız olacak. Bütün bu çalışmalarımızı çok yakın zamanda tüm İzmir görecek. Mevcut kültür merkezlerimizi çok daha aktif hale getirip yaşayan bir Karabağlar oluşturacağız. Önümüzdeki günlerde sokak şenliklerimiz başlayacak.
Bizim en büyük eksikliklerimizden biri de bu. Ekonomik krizler nedeniyle kitaptan, kültürden ve sanattan tasarrufun başladığı bir süreçten geçiyoruz. Temel ihtiyaçların bile karşılanamadığı bir ortamda insanlara bu konuda dokunmak sosyal belediyeciliktir. Sokak şenlikleriyle çocuklara, gençlere, kadınlara spor faaliyetleriyle tiyatroyla sokağa taşıyacağımız çalışmaları başlatacağız. Haftada iki gün alanı olan yerlerde bu çalışmalarımız devam edecek. Teknik çalışmaları zaten yapma zorunluluğumuz var. Ama kültürle, sanatla beslenen hayatla iç içe yaşayan bir Karabağlar’ı 58 mahallenin tamamında sağlayacağız.
-Çevre Yolu yanındaki Nasrettin Hoca Heykeli’nin bulunduğu alanın daha etkin kullanılması için projeniz var mı?
Çevre Yolu’nu kullanan herkes Nasrettin Hoca heykelini görüyor. Oysa o heykelin de içinde bulunduğu Uzundere Rekreasyon Alanı Karabağlar için de İzmir için de çok önemli. Nasrettin Hoca Heykeli’nin içinde bizim için çok önemli bir bilim merkezimiz var. İlköğretim çağındaki çocukların sıkça ziyaret ettiği, içerisinde pek çok aktivitelerin olduğu yaşayan bir alan. Biz o alanın daha da geliştirilmesiyle ilgili çalışmalar yapıyoruz. O bölgedeki rekreasyon alanımızdaki amfi tiyatromuzu önümüzdeki dönemde sanatsal faaliyetlerle İzmirliler daha çok görecek. Orada yüzme havuzumuzun olduğu bir tesisimiz de var. Karabağlar halkının uygun koşullarda yararlandığı. Buradaki yapıyı çok daha aktif bir hale getirmeyi planlıyoruz. Tüm İzmirlileri o alanı görmeye ve faydalanmaya davet ediyoruz.
-İstihdam ofisi açılışını yakın zamanda yaptınız. Bu ofiste hangi hizmetler verecek. Çok yakıcı bir sorun olan işsizlikle nasıl mücadele edeceksiniz, işsizlere hangi destekleri vereceksiniz?
Seçim çalışmaları sırasında vatandaşlarımız sorun olarak hep ekonomiyi ilk söyledi. İşsizlik, yoksulluktu. Belediye bünyesinde de personel alımı sürecinde talepler çok fazla. Belediyenin personel alımı kısıtlı. Biz bölgesel istihdam ofisi sözü vermiştik. İlk bir ay içinde açtık. Şu anda 10 gün oldu. Haftada iki ya da üç gün firmalarda iş görüşmeleri yapıldı. Personel arayan firmalarla iş arayan vatandaşlarımızın bir araya getirildiği bir ortam sağlıyoruz. 5 toplu iş görüşmesi yapıldı. 164 vatandaşımız katılmış. 48 vatandaşımız işe kabul edilmiş. Belediyelerin temel görevi istihdam yaratmak değil. Bu Hükümet’in görevi. Ama biz sosyal belediyeciliğin bir parçası görüyoruz istihdamı. Kişisel gelişim anlamında da çeşitli eğitimlerle, seminerlerle, fuarlarla ya da staj olanaklarıyla da insanımıza dokunacak, kadınlara ve gençlere öncelik verecek bir anlayış bizim için önemli. Belediyemize gelen her bir vatandaşımızın başvurusunu oraya aktarıyoruz.
KARABAĞLAR’A 5 KREŞ VE 5 ANAOKULU
-Kadın bir belediye başkanı olarak kadınlar için hangi projeleri hayata geçiriyorsunuz?
Ben sadece Karabağlar için tüm Türkiye için sağlıklı, alt yapısıyla, yeşil alanlarıyla, kültürel ve sosyal tesisleriyle yaşanabilir, afetlere karşı dirençli, kentin adaletini sağlayan, yaşayan ve yaşatan şehirler istiyorum. Bunun yanında kentsel adaleti de istiyorum. Kent yoksulluğu ve yoksunluğunun ortadan kalktığı, kadınların, çocukların, gençlerin, özel gereksinimli dostlarımızın eşit hizmete ulaştığı, ketin tüm hizmetlerinin herkes için ulaşılabilir olduğu bir kent istiyorum. Karabağlar Belediye Başkanı olarak da temel hedefim kenti kentimde sorumluluğumun gereğini yapmak.
Bu ülkede yaşamak çok zor. Şiddet her geçen gün farklı boyutlarıyla devam ediyor. Bunu en ağır kadınlar yaşıyor. Ekonomik şiddetin de bedelini en ağır kadınlar yaşıyor. Şu anda tenceresini kaynatamayan, çocuğunun karnını doyuramayan, aile huzurunu sağlamayan kadınlar ağır yaşam koşullarıyla karşı karşıya yaşıyor. Şiddetle, yoksullukla, eğitimsizlikle bunu yaşıyor. Çocuklarını götüreceği kreş, oyun alanı olmadığı için istihdam olanağı bulamayarak yaşıyor. Belirli bir saatten sonra güvenliğini sağlamaktan korktuğu koşullarda kadın en ağır darbeleri yaşıyor.
Karabağlar’da bir kadın belediye başkanı olarak yaptığımız her çalışmada kadını daha görünür kılan anlayışı hayata geçireceğiz. İstihdam ofisinde kadınların iş olanaklarını artıracağımız bir yapı kuruyoruz. Ekonomik özgürlüğünü sağlayacağımız ve orada destek olacağımız nokta çok önemli. Açacağımız anaokulu ve kreşlerle destek olacağız. 5 anaokulu ve 5 kreşle ilgili hazırlık ve çalışmalarımız devam ediyor. Çocuğunu güvenli bir şekilde bırakabileceği, eğitimini güvenli bir şekilde sağlayabileceği bir noktada kadının iş dünyasına katılımının artacağı bir ortam sağlayacağız.
Karabağlar’da pek çok kadın esnafımız var. Karabağlar’da kadının çok fazla eli ve emeği var. Bu eli daha görünür kılmamız gerekiyor. Karabağlar’da sığınma evimiz tamamlanmak üzere. Gönül sığınma evine ihtiyacımız olmamasını istiyor. Biz sığınma evine ihtiyaç olmayacağı bir kent ve ülke için çalışıyoruz.
Biz hiçbir kadının yalnız kalmayacağı, kendini yalnız hissetmeyeceği bir belediyecilik anlayışıyla Karabağlar’da kadınlarımızın yanında olacağız. Semt merkezlerimizle, kültürel aktivitelerimizle de bu süreçte kadınlarımızın yanında olacağız.
Bu sorunları kadın olarak yaşadığımız ve daha iyi anladığımız için daha iyi bir bakış açısıyla bakıyoruz. Karabağlar’ın 58 mahallesinde hiçbir kadınımızın kendini yalnız, yorgun ya da yıkılmış hissetmeyeceği bir ortamın oluşturulmasının mücadelesi içindeyiz. Kadınlara dokunursak çocuklara da dokunmuş olacağız. Gençlere de dokunmuş olacağız. Erkeklere de dokunmuş olacağız. Tüm aileye dokunmuş olacağız.
Kadınlar bize “Çocuğumu götüreceğim parklar, çay bahçeleri istiyorum, çalışabilmek istiyorum, kent merkezleri istiyorum, doğalgaz istiyorum” diyor. Çünkü İzmir’de, Karabağlar’da doğalgazı olmayan mahallerimiz var. Bizim seçim döneminde en çok duyduğumuz sorunlardan biriydi doğalgaz. Sobayı boşaltan, onunla ilgili sorunları yaşayan yine kadınlarımız. Biz göreve geldiğimiz 60 günlük süre içinde doğalgazla ilgili çalışmalarımızı da başlattık. İZMİRGAZ firmasıyla görüşmelerimizi gerçekleştirdik. Belediye ekiplerimiz teknik çalışmaları yaptı. Meclisimizde kararlarımızı da aldık. 4 mahallemizde 78 sokakta doğalgaz çalışmalarının başlaması için belediyemiz kendi yetki alanı içindeki çalışmalarını başlattı. Firma tarafından yapım çalışmalarının da başlaması için gerekli takibi yapacağız.
Ben bir kadın belediye başkanı olarak her türlü sorunu, her türlü çözümü daha görünür kılacak, herkesin sesi olacak ama kadınların sesini daha çok çıkaracak bir belediye başkanı olmasının sorumluluğunu, onurunu ve gururunu yaşayacağım.
KENT YOKSULLUĞUYLA MÜCADELE
-Karabağlar kent yoksulluğunun en yoğun yaşandığı bir bölge. Yaşlı nüfusun da en fazla olduğu bölge Karabağlar. Bu kesimlerin yaşamı her geçen güçleşiyor. Onlar için hangi projeleri hayata geçiriyorsunuz?
Karabağlar’ın 58 mahallesine baktığımızda yaşlı yoksulluğun en yüksek olduğu bölge. Emeğiyle çalışan insanlarımız yaş aldıklarında, emek güçlerini hayata geçiremediklerinde ve sosyal güvenceleri de olmadığında yoksullukla da yaşlılığın getirdiği diğer sorunlarla da yalnız başlarına baş etmek zorunda kalıyorlar. Bir bölgemizde bununla ilgili çok ciddi yapılması gereken çalışmalar var sosyal belediyecilik anlayışı içinde.
Diğer taraftan Karabağlar’ın yapılaşmasının kısmen dahi iyi olduğu bölgelere baktığımız zaman belli mahallelerde emekli nüfusun çok fazla olduğu ama emekli maaşlarıyla artık geçinilemez bir hale gelinen noktada temel ihtiyaçlarını karşılayamayan bir yaşlı yoksulluğu da var. Bu iki kesim içinde bizim sosyal belediyecilik anlayışımıza göre yaş almış büyüklerimizle, emekliliklerimizle, yoksullarımızla daha farklı çalışmalar yapmamız gerekiyor. Yaşlı bakım hizmetleri, evde bakım hizmetleri, emeklilerimize yönelik sosyal tesisler, hayatlarını kolaylaştıracak destek ve bir takım çalışmalar geliştirmek üzere hedeflerimiz var. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız Cemil Tugay’ın da bu anlamda özellikle emekliler ve yaşlılarla ilgili paylaştığı destekler var. Bu ilçe belediyesi olarak da bu süreçlerin içindeyiz.
Mahallerimizdeki farklı ihtiyaçlarla ilgili elimizden gelenin en iyisini yapmak için tüm vatandaşlarımızın yanında olacağız. Kent dayanışması çok önemli. Belediyenin imkanlarının yettiği yerde belediyenin imkanlarıyla, yetersiz kaldığı yerde bizim ülkemizin en büyük gücü olan kent dayanışmasıyla hareket edeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarıyla, gönüllülerle bu çalışmaları yapmak gibi hedeflerimiz var. Bununla ilgili alt yapı hazırlıklarımız var. Kadınıyla, genciyle, emeklisiyle, emekçisiyle bir ailenin parçası olarak herkese dokunan, iyi de paylaşan, kötüyü de paylaşan, dayanışmayı büyüten bir Karabağlar olacağız biz. Önümüzdeki 5 yılda da bunu büyüterek devam ettireceğiz.
-Gençler için neler yapıyorsunuz? Onların spora yönelmesi için projeleriniz var mı?
Gençler bu ülkenin geleceği. Biz de Cumhuriyet Halk Partisi olarak kadınlar ve gençleri öncelikleyen bir çalışma dönemi içinde belediyecilik çalışmalarımızı da buna doğru yöneltiyoruz. Karabağlarda genç işsizliği çok yüksek bir noktada. Spor alanlarının arttırılması kültür, sanat faaliyetlerinin arttırılması, gençlerin bir araya gelecekleri ortamların arttırılmasıyla ilgili çalışmalarımız var. Şu anda mevcut spor alanlarımızın arttırılmasıyla ilgili çalışmalarımız bir taraftan devam ediyor. Yaz dönemi içinde açık alan sporlarının hayata geçeceği, 58 mahallemizde gençlerimizin spor yapabilecekleri çalışmaları gerçekleştireceğiz.
Amatör spor kulüplerimize de destek vereceğiz. Belediyemizin kendi çalışmaları içinde yetenekli gençlerimizi de keşfedip onları spora yönelmeleri için destek vereceğiz. Bunları farklı spor alanlarıyla geliştireceğiz.
Bir taraftan da sadece Karabağlar için değil İzmir için büyük bir proje olan Atatürk Gençlik ve Spor Merkezimizin inşaatı devam ediyor. İnşaat yüzde 80 oranında tamamlanmış durumda. Sonbaharda açılışını gerçekleştireceğiz. İçinde futbol sahası, teniz kortları, yüzme havuzu ve diğer spor etkinlikleriyle beraber aslında İzmir’in sporuna, gençlerine hizmet eden bir alan olacak.
-Çevre Mühendisleri Oda Başkanı olarak ciddi bir mücadelenin içinden geliyorsunuz. Karabağlar’da yaşanabilir bir çevre için neler yapacaksınız? Komşu bölgeniz olan Gaziemir’deki nükleer atıklarla ilgili bir girişimiziniz olacak mı?
Gaziemir Emrez Mahallesi’nde İzmir’in Çernobili olarak olarak bilinen alana ilk giden kişilerden biriyim. Yaklaşık 13 yıldır çevre mühendisi olarak da bir yaşam savunucusu olarak da Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı olarak da oradaki mücadeleyi hiç bırakmadım. Tabii şimdi Karabağlar Belediye Başkanı olarak farklı bir sorumluluğum var. Bizim Aydın Mahallemiz, Emrez Mahallesi ile sınır olan bir mahalle. Karabağlar’ı etkileyen bir süreç. Bizler o bölgede kontrolsüz bir şekilde kimin tarafından nasıl getirildiği hala ortaya çıkarılmamış olan bir atık ticaretiyle beraber toprağın altında yıllarca gömülü olan ülkemizde üretimi olmayan nükleer atıkların temizlenmesi için mücadele ediyoruz. Ben de şimdi Karabağlar ve tüm İzmir’deki vatandaşlarımızın sağlığı ve güvenliği için o mücadeleyi daha yüksek sesle, belediyenin gücünü ortaya koyarak yürütmeye devam edeceğim.
Şu anda alanda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sorumluğunda olan atık yönetimi ve bertarafı süreçleriyle ilgili değerlendirmelerle ilgili sorularımızı ortaya koymaya devam edeceğiz. Gaziemir Belediye Başkanımız da ben de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanımız da kentin sağlığı, vatandaşlarımızın sağlığı için bu sürecin çok aktif bir şekilde takipçisi olacağız. Biz o alanın doğru bir şekilde temizlenmesi, o alandan kaynaklanın sorunların ortadan kaldırılması ve bu alandaki atıkların nereden geldiği, orada nasıl yıllarca toprağın altında kaldığı ve yarattığı sorunlarla ilgili sorumlular hakkında da gereğinin yapılması için gerekli süreçlerin 13 yıldır olduğu gibi bundan sonra da takipçisi olacağız. Belediye Başkanı olarak sorumluluğum, Karabağlar sınırları içindeki tüm vatandaşlarımızın sağlığını ve güvenliğini sağlamaktır.
-Son zamanlarda sokak hayvanları can dostların uyutulmasıyla ilgili yasa tasarısı tartışılıyor. Can dostlarla ilgili olarak Karabağlarda neler yapılacak?
Bizlerin hayata bakış açısı yok etmeye değil yaşatmayı tercih eden bir anlayıştadır. Bu sorumlulukla mücadelenin içindeyiz. Sokak canlarımız hayatın bir parçası. Bu hayatın parçasını savunmak ancak risk teşkil eden tehlike teşkil eden sokak canlarıyla ilgili gerekli rehabilitasyon çalışmalarını da yürütmek gerekiyor. Karabağlar Belediyesi olarak bizim bir hayvan sağlığı merkezimiz var. Burada sokak canlarıyla ilgili yapılan çalışmalarda tehlike arz eden herhangi bir sağlık sorunu olan sokak hayvanlarının toplandığı, gerekli çalışmaların yapıldığı ve tehlikeli durumda olanların rehabilite edildiği bir mekanizmamız var. Onun dışında da sokak hayvanlarıyla ilgili bakımların yapıldığı ve hayatın içinde bir parçası olan süreçte bizim aslında onları sahiplendiğimiz, bir arada yaşamayı öğreneceğimiz bir mücadelenin içindeyiz. Sokak canlarıyla ilgili yapılan tartışmaların içinde aslandı Hükümet tarafından getirilen yasa tasarısında da bunun bütçesi, olanakları, bu yaşanan sorunların ortadan kalkması için kısırlaştırma çalışmalarına yönelik bütçe ve imkanların, gerekli alanların yaratılmasıdır olması gereken çözüm. Bütçeler ayrıldığında sadece belediyelerin sorumluğunda olan bir nokta değil. İlgili bakanlık ve taşra teşkilatlarıyla beraber bütünsel olarak değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçeveyi görmeden sadece uyutmak diye öldürmek gibi bir süreci kabul etmek mümkün değil.
Hürol Dağdelen, Efsun Erbalaban Yılmaz, Cemre Yuvarlak, Mustafa Yılmaz,
Biz de burada aslında kendi merkezimizdeki çalışmalarımızda da sokağa terk edilen canlarımızla ilgili sahiplendirmeyi destekliyoruz. Uzundere Rehabilitasyon Merkezimizden sahiplendiğimiz bir Yoncamız var. O belediye ailemizin bir parçası. Belediye şantiyemizde de o alana uygun olarak barınağımızdan kedi ya da köpek sahiplenerek onlara bir umut olmaya çalışıyoruz. Bir taraftan rehabilitasyon çalışmaları devam ederken diğer taraftan onlara bir aile olabilmek adına biz Karabağlar Belediyesi olarak bu çalışmaları yapıyoruz. Biz vatandaşlarımızdan da barınaklarımıza gelmelerini ve oradan canları sahiplenerek el uzatmaları noktasında çağrı yapıyoruz. Biz Yoncamızla bu desteği verdik. Vatandaşlarımız da aynı desteği verirse her birimiz bu hayatın bir parçası olarak yolumuza devam edeceğiz. Hayata umut olmaya çalıyoruz.







Sayfa başına git
