Egeli Gazete

Özel'den Kılıçdaroğlu'na çağrı: 'İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum'

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultay çağrısını reddeden "butlan" tartışmalarına ilişkin yönetime karşı ekibinin bugün mahkemeye başvuracağını açıklamasının ardından partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda önemli mesajlar vermek üzere kürsüye çıktı. Özel Kılıçdaroğlu'nu ilk defa doğrudan hedef gösterdi. Kılıçdaroğlu'nun TV100'e yaptığı açıklamalara atıf yapan Özel " İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" dedi
Özel'den Kılıçdaroğlu'na çağrı: 'İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum'
Haberler / Güncel
14 Temmuz 2026 Salı 13:59

EGELİ GAZETE- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, kurultay çağrısını reddeden "butlan" tartışmalarına ilişkin yönetime karşı ekibinin bugün mahkemeye başvuracağını açıklamasının ardından partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda önemli mesajlar vermek üzere kürsüye çıktı. Özel Kılıçdaroğlu'nu ilk defa doğrudan hedef gösterdi. Kılıçdaroğlu'nun TV100'e yaptığı açıklamalara atıf yapan Özel " İkimiz yarışalım yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" dedi

 

1 HAFTALIK MECLİS ARASINI ÖZEL SOKAKTA GEÇİRDİ

Grup kürsüsündeki konuşmasına mecliste NATO ziyaretleri kapsamında verilen arada yaptıklarını anlatmakla başlayan Özgür Özel "Bir haftalık aranın ardından yeniden milletimizin meclisindeyiz. Geçtiğimiz hafta meclis kapalıydı, NATO toplantısından dolayı. Biz geçen hafta toplantımızı Eskişehir'imizde yaptık. Grup toplantımızın ardından da toplantımızı dinleyenlerle birlikte, bizi o gün ağırlayanlarla birlikte, il başkanımızla, Büyükşehir Belediye Başkanımızla, büyükşehrimizin ve Eskişehir'in efsane belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'le, milletvekillerimizle ve örgütümüzle birlikte Eskişehir'de sokağa çıktık.
Salon salon coşkuluydu ama Eskişehir sokakları sel oldu aktı. Bizi bu zorlu dönemde bir bütün olarak bağrına basan, arkamızda duran güzel Eskişehir'e grubumuzdan bir selam yollamak isterim öncelikle" dedi


"SİZDE BU İNANÇ, BU CESARET OLDUKÇA BİZİ DE KİMSE YENEMEYECEK"

Eskişehir'in ardından hafta sonunu Adana ve Niğde'de geçiren Özel "Önce Pozantı'da, Akçatekir Yaylası'nda, Tekir Yaylası'nda yazın geçiren Mersinli, Adanalı Yörüklerle birlikteydik. Onların konuğu olduk. Annelerimizin ellerini öptük, duasını aldık. Bir abimizin 'Kurtarın artık bizi bu yaşananlardan' dediği o acı feryadını hep birlikte duyduk. Pozantı'dan Adana'ya geçtik. Adana'da yazın ortasında Adana'nın bomboş olmasını, günün ortasında sokakların bomboş olmasını ve Adana'nın kavrulduğu o sicakta Adana'da kimselerin olmamasını beklerken herkes; 'Bıçak kemiğe dayandı' diye bağıran Adanalıların, 'Siftahsız kapatıyoruz' diyen esnafların, 'Bizi bu sefaletten kurtarın' diyen emeklilerin kolumuza girmesiyle Adana'da halkın, aşkın selinin önünde kimsenin duramayacağını tüm Türkiye'ye gösterdik.Çukurova'nın yiğit insanlarına buradan bir kez daha sesleniyorum: Sizde bu inanç, bu cesaret oldukça sizi de, bizi de kimse yenemeyecek. Bu düzeni değiştireceğiz; bu topraklara hem adaleti hem bereketi getireceğiz" şeklinde konuştu

"BİZE GÜVEN VEREN KİMSEYE BU MAHCUBİYETİ YAŞATMAYACAĞIZ"
Pazar günü  Niğde Ulukışla'da bir kiraz bahçesinde çalışan köylü teyzelerimizin nasırlı ellerinden çay içtiklerini dile getiren Özel "Kiraz toplamaya gelenlerin geçim derdini dinledik. Kirazı toplatan, toplama maliyetine satmak zorunda kalanların sıkıntılarını, geçtigimiz yıllardan birikmiş kredilerin faizlerinin nasıl ezdigini, onları dinledik ve şu kaldı aklımızda kiraz bahçesinden: 'Bizi unuttular başkanım' diyordu bir teyze, 'Bizi unuttular:' Kiraz bahçesindeki teyzem şöyle dedi: 'Sen bizi unutmazsın. Oraya çıkınca bu çarıklarımı çıkarıp ben de yanına varacağım.' Teyzemle sizin adınıza sözleştim. Teyzem o güzel çarıklarını çıkarmadan, o güzel kıyafetiyle, biz neredeysek oraya gelecek; devletin en tepesinde onu ağırlayacağız, en tepesinde! Niğde merkezde... Niğde merkez tüm Türkiye'yi şaşırttı. Orası da sel oldu aktı. O selin önüne bir engelli aracı geldi. Herkes telaşlandı, koştuk, durduk, 'Aman' dedik, 'ezilmesin.' 'Yok' dedi, 'Başkanı görmeye geldim.' Adı Fuat Baş. Koca, kırmızı bir tespih çıkardı. 'Bu tespihi vermeye geldim' dedi. 'Yapma abi' dedim ya. 'Al bunu' dedi, 'Geri getireceksin. Bunu al, git, kazan, başa gel, bu tespihi geri getireceksin.' iktidar... İktidar olunca... İktidar olunca geri götürmek üzere, Fuat Baş abimizin tespihi bizde emanettedir. Niğde'de, 100 yaşındaki parti üyemiz, en yaşlı kadın üyemiz Müzeyyen teyze sıcağın ortasında arabasıyla geldi. Bizim yanımıza vardı. Konuştuğumuz bankın kıyına oturdu ve dedi ki: 'Evladım' dedi, 'Atatürk'le yürüdüm ben. inönü'nün peşinden yürüdüm ben. Karaoğlan'ın peşinden yürüdüm. Şimdi partimizin önünde sensin, arkanda yine benim. İktidara yürüyeceğiz' dedi Müzeyyen teyze. Bu yüzden, bu yüzden bize tespihini emanet eden Niğdeli Fuat abinin de, 100 yaşında gelip gücümüze güç veren ilk kadın kolları başkanımız Müzeyyen ablamızın da, Müzeyyen teyzemizin de, annemizin de umutlarını asla boşa çıkarmayız. Ant olsun ki asla ve asla ne onlara ne bize güvenen hiç kimseye üzüntüyü, yenilgiyi, mahcubiyeti bir daha yaşatmayacağız!" şeklinde aktardı

"SOKAĞA ÇIKAMAYANLARA SESLENİYORUM"
Özgür Özel, kürsüden "Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkmayanlara, çıkamayanlara sesleniyorum. Milletimizde korku yok, milletimizde teslimiyet yok. İnanç var, azim var, kararlılık var. Millet ayaktadır. Halkın coşkun akan selinin karşısında tarih boyunca hiçbir güç duramadı, șimdi deduramayacak. Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankın, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz ama hepimizin içi rahat olsun ki, hepimize müjdeler olsun ki biz milletimizin gönlündeyiz, milletin gönlündeyiz" şeklinde seslendi 

"BURDAN BAKANLIĞI SİZ BELEDİYEYİ YAZ DEDİLER"

Özel ilerleyen günlerdeki programını açıklayarak Bolu Kartalkaya'da gelen felaketi bir kez daha mecliste dile getirdi. Özel "Biz adım adım 21 il dolaştık, 22:'si Kırıkkale'ye cuma günü varacağız. Biz bir yandan yürürken, adalet için yürürken, mücadele için yürürken, yeniyi ararken, yeniyi kurarken; bir yandan da uğradıkları haksızlıklar duyulsun, görülsun diye yürüyenler var. Onlardan bir grup da adalet için, 21 Ocak 2025'te Grand Kartal Otel'de yakınlarını kaybedenler Bolu'dan Ankara'ya yürüyorlar. Acılı ailelerin yürüyüşünü Cumhuriyet Halk Partisi olarak buradan saygıyla selamlıyoruz, mücadelelerinin sonuna kadar arkasındayız, onların yanındayız Kartalkaya'da 36'sı çocuk, 78 insanımız hayatını kaybetmiști. Elbette otel yönetimi, il Özel idaresi sorumluydu. Ancak asıl sorumlu, otele işletme belgesi veren, düzenli olarak denetlemekle sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı'ydı. Bolu'da oluşturulan bilirkişi heyeti, verilen üç günlük sürenin sonunda raporunu hazırladı, teslim etmeye götürdü. Rapora baktılar, raporu teslim almadılar. 'Buradan Bakanlığı sil, yerine Bolu Belediyesi'ni yaz' dediler. Dediler ki: 'Bolu Belediyesi sorumluluk alanında değil burası. Buraya ruhsatı veren de, denetlemek zorunda olan de Kültür Bakanlığı. Biz bunu yapamayız. 'O zaman istifa yazın, bilirkişilikten istifa edin, bu raporu bize teslim etmeyin' dediler. Yerine yeni bilirkişi raporu, yeni bilirkişi heyeti atadılar. Eski heyetin raporunu korsan ilan ettiler ve yeni bilirkişi raporuyla korumak istediklerini koruyan, cezalandırmak istediklerini cezalandıran bir yargılamaya ön açtılar, yol açtılar. Șimdi oradan bu tarafa doğru yürüyenler; eşini, annesini, evlatlarını kaybedenler bu tarafa doğru yürüyorlar ve diyorlar ki: 'Haksızlığa uğradık, gerçek sorumlular cezalandırılmadı ve biz sorumluların hesap vermesini, yargılanmalarını istiyoruz' Bugün 'Geçmişteki faili meçhulleri aydınlatıyoruz' diye algı çalışması yapanlar, faili malum olan bir katliama sessiz kalıyorlar. Aynı Bakanlar Kurulu masalarını paylaşıyorlar, yüz yüze bakıyorlar, sonra da dönüp bu millete adalet dağıtacaklarını söylüyorlar." diye konuştu

 

O KANUN YASALAŞIRSA ŞEHİT AİLELERİNİN GAZİLERİN HİÇBİR SORUNU KALMIYOR"

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, şehit aileleri ve gazilerin yıllardır çözüm bekleyen sorunlarına ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne çağrıda bulundu. Meclis kapanmadan önce tüm siyasi partilerin uzlaşı sağlaması gerektiğini belirten Özel, CHP'nin hazırladığı 18 kanun teklifinin ilgili komisyonlarda beklediğini söyledi.Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, şehit aileleri ve gazilerin Güvenpark'ta hak talepleri için oturma eylemi yaptığını hatırlatarak  "Kartalkaya aileleri yürürken kahraman şehitlerimizin aileleri ve gazilerimiz ise verilmeyen hakları için Güvenpark'ta oturma eylemi yapıyorlar. Parti olarak 2,5 yılda 163 il ve ilçede, bazılarında birden fazla olduğu için toplam 252 şehit ve gazi derneğini ziyaret ettik. Bu konunun sorumlusu, MYK üyemiz, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu hem üst yapılarla hem de Türkiye'de yetişebildiği bütün derneklerle yakından çalışıyor. Kendisinin organize ettiği, tüm derneklerin temsilcilerinin katıldığı bir büyük çalıştayı 2 yıl önce hep birlikte gerçekleştirmiştik ve o çalıştayın sonucunda, iki günlük çalışma toplantısının sonucunda ortak akılla 18 ayrı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunmuştuk. Kanun teklifi Milli Savunma Komisyonu'nda ve ilgili komisyonlarda bekliyor. Teklifin özelliği şu: O kanun yasalaşırsa, o teklif yasalaşırsa şehit ailelerinin, gazilerin hiçbir sorunları kalmıyor. Örneğin bugün Güvenpark'ta ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar, hepimizin içi sızlıyor. Onun en ucuzunun değil de tıbbın gerektirdiği en uygununun ödenmesi, büyük fiyat farklarının çıkmaması, hastanelerde karşılaştıkları zorlukların giderilmesinden tutun sosyal hayata yönelik olarak, ekonomik beklentilere yönelik olarak tüm düzenlemeler 18 kanun teklifinde duruyor. Bu konuda Milliyetçi Hareket Partisi'nden bir sayın milletvekilinin ifadelerini duyuyoruz, kanun teklifini görüyoruz. Daha önce Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde verilen sözleri, Genel Başkan düzeyinde grupta yapılan konuşmaları takip ettik. Tüm siyasi parti gruplarının; İYİ Parti'nin, yeni oluşum grubunun bu konuda kanun tekliflerini takip ettik, ortaklaşılmak üzere gerekli çalışmaları yaptık. Adalet ve Kalkınma Partisi grubunun da, DEM Parti grubunun da, grubu bulunmayan bütün milletvekillerinin de bu sese bir kulak vermesini, bu çalışmanın Meclis kapanmadan, ki Meclisin geleneğinde bu vardır, tatile girmeden önce üzerinde uzlaşılan, toplumsal beklenti yaratmış konularda Meclisin adım atması, Meclisin şanına, şerefine, varoluş gayesine uygun çalışmalardır.Bu konuda grup başkanvekillerimiz dünkü MYK toplantısında da alınan karar gereğince görevi üzerlerine aldılar. Bu konuda gerekli çalışmaları yapacağız ve bundan sonrası için vatan uğruna canını veren şehitlerimizin geride bıraktıkları yakınlarının ya da uzuvlarını kaybetmiş veya sağlıkları etkilenmiş gazilerimizin artık bu beklentilerine bir son vermek hepimizin vazifesidir. Buradan yüce Meclisi bir kez daha göreve davet ediyoruz." ifadelerini kullandı

MESEM PROJESINDE ENİNDE SONUNDA HESABI SORACAĞIZ
 

Özgür Özel kürsüde MESEM'lerle ilgili de açıklamalarda bulundu. Özel, "Bir kahredici acı haberi de bu hafta Osmaniye'den aldık. MESEM projesi kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme, traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi. Yiğit'e Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz. Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli Eğitim'in başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz, Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulkense onun görev yerinde evlatlarımız canlarını kaybediyor. Bu MESEM projesinin; mesleki egitim, sahada eğitim Almanya'da 40 yıldır bir can almıyorken, bir uzuv kaybı yaşanmıyorken Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız!" şeklinde tepki gösterdi 

"ÜLKEDEKİ EN BÜYÜK TEMEL SORUN ADALETSİZLİK"
Ülkedeki en büyük ve en temel sorunun adaletsizlik olduğunu ifade eden Özel "Bu adaletsizlik sadece mahkemelerle sınırlı değil. Adaletin terazisi bir bozulunca gelirde, vergideki büyük adaletsizlik vatandaşın en çok canını yakan konu haline geliyor. Eskiden ekonomik krizler yaşanıyordu. 1994 krizi, 2001 krizi... O yıl yaşanıyor, ya bitiyor ya sonraki yıl yaraları sarılmaya başlanıyordu. Ama 2018'den beri bitmeyen bir krizin içindeyiz. Tek adam rejimine geçildiği günden beri çoklu krizler ortamındayız. Birbirini tetikleyen krizler, birbirini takip eden krizler, bitmeyen krizler ve sonuç olarak %32'lik enflasyon oranıyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. %35'lik gıda enflasyonuyla Avrupa'da birinciyiz, dünyada beşinciyiz. Yoksulluk, işsizlik, gelir adaletsizliği, vergi adaletsizliği kategorilerinde ayrı ayrı Avrupa'da birinciyiz. Bunların hepsi resmi veriler. Ve Türkiye'de verginin %65'i zengin fakir ayırmayan, dünyanın en adaletsiz vergi sistemi olan dolaylı vergiyle, yani Türkiye'nin en zengin adamıyla en fakir adamının alışverişte aynı vergiyi ödediği dolaylı vergilerden toplanıyor.%24'lük kısım gelir vergisinden ki bunun tam yarısı maaşlarınızdan kesilen vergilerdir. Diğer kısım da bankadaki mevduattan elde edilen gelirler falan... Toplam 65'in üstüne bunu da koyunca %89. Türkiye'de vergi vermesi gereken; para kazanan, üreten, hizmet eden, kâr eden, ettiği kârdan vergi verenler toplam verginin %11'ini; ya çok daha az ya da hiç vergi vermemesi gerekenler toplam verginin %89'unu ödüyorlar. İşte Türkiye'ye 25 yılda dayatılan AK Parti'nin kara düzeni budur. İktidarımızın en temel hedefi önce vergideki adaletsiz bu düzeni değiştirmek, AK Parti'nin kara düzenini yıkıp adaletli bir vergi düzeni getirmektir." dedi.


 

"TÜRKİYE'DE 41,5 MİLYON KİŞİ AÇLIK SINIRININ ALTINDA"
 Özgür Özel Türkiye ekonomisi ile ilgili değerlendirmelerini "Sınırından hep bahsediyorum. Açlık sınırı; 4 kişilik bir ailenin bir ay boyunca sadece karnını doyurmaya yetecek olan mutfak harcamalarının toplamı. Bunu Türk-İş hesaplıyor. Yıllardır, on yıllardır, 50 yıldır hesaplıyor. Ve Türk-İş bunu her ay açıklıyor.
Türk-İş'in açıkladığı açlık sınırı 35.750 lira. Kaba bir hesapla bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon kişi var. Emekliler, işçiler, engelliler, dul ve yetim maaşı alanlar... 12,5 milyon da hiç maaş almayan işsizler var, toplam 41,5 milyon kişi. 41,5 milyon kişi dünyadaki 157 ülkenin nüfusundan daha yüksektir ve Türkiye'de 41,5 milyon kişi açlık sınırının altında yaşamaktadır" sözleeiyle aktardı


"BU ÜLKEDE İNSANLAR ÇALIŞTIKÇA YOKSULLAŞIYOR"
Türkiye'de her geçen gün işsizliğin arttığını belirten Özel "İşsizlerin zaten hali perişan. Ama bu ülkede çalışmak ya da bu ülkede çalışmak yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor. Bu ülkede insanlar çalıştıkça da yoksullaşıyorlar. Tarımda çalışıyorlar; ekiyorlar, biçiyorlar, geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Sanayide çalışıyorlar; asgari ücret alıyorlar, geçtiğimiz yıla göre daha yoksullar. Türkiye, çalışanın yoksullaştığı çok nadir ülkelerden bir tanesi. Yine Türkiye, eğitimlinin daha çok işsiz kaldığı.. Dünyada bir başka örneği yoktur ki Türkiye gibi eğitim arttıkça işsizlik oranı artıyor. Her yere açılan üniversiteler... Devlet Planlama Teşkilatı'ndan mahrum bu ülkede plansızca açılan bölümler... Bir mühendis, 40 ara eleman lazımken 40 mühendis yetiştirip onları işsiz bırakıp bir ara elemanı, o aranan elemanı yetiştiremeyen plansız, programsız, düzensiz eğitim sistemi... İşte bunların hepsi bu ülkeye bu çoklu krizi getiriyor" cümlelerini kullandı.

"ÜRETİCİ DURUYOR TÜKETİCİ ALAMAMAKTAN ŞİKAYET EDİYOR"

Üreticilerin zarar ettiğini kürsüden aktaran Özel "Bütün il ziyaretlerinde üzülerek şahit oluyoruz ki; üretici kazanamamaktan değil, maliyetini bile kurtaramamaktan şikayetçi. Bu Gaziantep'te fıstık üreticisi bunu söylüyor. Kiraz bahçesine gittiğinizde Niğde'de kiraz üreticisi bunu söylüyor.
Trabzon'da, Rize'de çay üreticisi bunu söylüyor. Giresun'da, Ordu'da fındık üreticisi bunu söylüyor.
Ege'de ya da Adana'da pamuk üreticisi bunu söylüyor. Bütün Türkiye'de ve Trakya'da, Anadolu'da ve Trakya'da bugday üreticisi bunu söylüyor.
Maliyet burada, taban fiyat burada, gerçek alım daha da altında. 21 liraya mal edilen, tüm maliyetlerin doğru katıldığında ziraat odalarının hesapladığında, 21 liraya mal edilen buğdaya 16,5 lira fiyat veriyorlar. Protein hesabı bilmem ne hesabıyla 14 liraya, 13 liraya parayı basan zararın zararına buğdayı alıyor.
Bu yüzden bu büyük adaletsizlik üretici açısından dururken, bu ürünleri tüketenler ise alamamaktan şikayet ediyorlar. İlk kez, ilk kez böylesini gördüm.
Muğla'da Datça Pazarı'ndan "Kredi kartına 5 taksit sebze meyve" diye yazmış. Șu çeyrek karpuzu anlatırlardı inanmazdık, değil mi? Derlerdi ki "Bizim memleketimiz bolluk bereket, kendi kendine yeten yedi ülkeden biri." Bu 1980'lerde, 90'larda ders kitaplarında yazan, öğretmenlerin anlatıp bizim inanmadığı "Öyle ülkeler var yarım karpuz satılıyormuş." Yarım karpuz! İnanılır gibi değil. Diğer taraftan şimdi gördük kendi memleketimizde, bu bolluğun bereketin memleketinde çeyrek karpuzları görüyoruz. Ve kredi kartına 5 taksitle sebze meyve satanları görüyoruz. Bakın, ağacında elma 18 liradan toplanıyor, satılıyor. Marketteki fiyatı 150 lira.
Ağacında kiraz, gözümle gördüm, kulağıyla izleyen tüm Türkiye duydu, Niğde'de kiraz bahçesinde; "60 liraya alıyorlar" diyor. Peki yevmiye kaç para toplayanın? "2000 lira" diyor. "Kaç kilo topluyor?" diyorsun. "En çok 40 kilo" diyor. Bölüyorsun, 50 lira çıkıyor, toplama... 40 lira çıkıyor toplama maliyeti, 50 lira çıkıyor toplama maliyeti, "Yemeği, yol parası 60 lira" diyor. 60 liraya kirazını satıyor, markette almaya gidiyorsun 200 lira. Çilek 43 liraya alınıyor, 250 liraya satılıyor. Kayısı 20 lira ağacında, 110 lira markette. Karpuz tarlada 8 lira, markette 30 lira.İște AK Parti'nin kara düzeni! İşte AK Parti'yi iktidarda tutmanın bu millete ağır maliveti!" şeklinde çıkıştı

 

ÖZEL'DEN AKPDEN.NET ÇIKIŞI
 

Eskiden akpden.com vardı diyen Özel "Birinci site Sultancılarda, ikinci site Butlancılarda kaldı, kullanmıyorlar. Biz de akpden.net yapmıştık. akpden.net'te bu sefer bir cep telefonu faturası var.En ucuz tarife; 9 GB internet, asla gençlere yetmez, 750 dakika konuşma, 500 SMS.Fiyatı 310 lira. Ama akpden.net'te sepete eklediğinde bak karşına neler çıkıyor:ilk Tesis Özel İletişim Vergisi: 58.33 lira Özel iletişim Vergisi: 31 lira Katma Değer Vergisi: 68 lira
Telsiz Kullanım Ücreti: 26 lira 98 kuruş Damga Vergisi: 4.74 lira Toplam Vergi: 190 lira Paket 310 lira, vergi 190 lira, fatura 500 lira! İşte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni iktidarda tutmanın millete ağır maliyeti! akpden.net, önceki haftalarda duyurduğumuz oyun konsolu, cep telefonu, bilgisayar, motosiklet hesaplarıyla birlikte milletimizin incelemesine ve sandık başına gittiğinde değerlendirmesine arz ederiz" şeklinde vurgu yaptı.

 

"YENİ PARTİ DİYE KOLUMU ÇİMDİKLİYORLAR"
Özgür Özel Kılıçdaroğlu'nun dün akşam TV100'de yaptığı yeni parti açıklamalarına yanıt verdi . Özel " Oysa o imzalar gereğince alıp da İlçe Seçim Kurulu'na başvursa; yapıyor sa yapacak, yapmıyorsa yapmayacak hepimiz göreceğiz. Bundan da kaçıyorlar. Bir yandan, bir yandan partinin parti meclisi üyeleri, bu kararı kabul etmeyenler, daha doğrusu parti meclisi yetkisinde olan MYK onayını getirmeyince milletvekillerimizi PM'den değil, tutup da usulsüzce MYK'dan atınca parti meclisinden istifalar oldu. Yedeklerin çağrılmasına rağmen 23 kişi kaldı. "Kırkın altında kalırsa derhal kurultay"
diyor kanun, yapmıyorlar. Öyle oturuyorlar. Diğer yandan, 54 gün geçti istinaf BAM'ın, BAM 36'nın kararını vermişler. Herkes ne diyor bize? "Yargıya saygı duyun, sakin olun, bekleyin, Yargıtay'ı bekleyin." 54'üncü gün dosyayı Yargıtay'a göndermediler. İlk 10-15 gün kendi kendine butlanıcılarla kararı alan "Bir dilekçe yaz, cevap yazayım. İnceleyim, yapayım" diye oyalama senaryoları. Bir aydır, bir aydır bir düğmeye basacak mahkeme başkanı basmıyor. Düğmeye basma yetkisi oradaki müdürde, yazı yazmış yetkiyi üstüne almış, ondan habersiz onaylanmasın diye. Adli tatil gelene kadar onaylamamak için "Müzakerem var basamadım, NATO vardı gidemedim, bilmem ne yapamadım." Şimdi 3 günlük rapor daha almış o düğmeye basmasın ki kararı Yargıtay'a yollamasın.Dikkat! Kararı alan, kararı Yargıtay'a yollamamaya çalışıyor. Üst mahkemenin denetimine sokmamaya çalışıyor. 54 gün geçmiş. "5-6 gün daha sallarsam araya 40 gün adli tatil girer. Belki bunlar yılar, partiyi oraya bırakır, maksat hasıl olur, ben de bu işlerden kurtulurum." Aldığı karara güvenmeyen, Yargıtay'ın bozacağını adı gibi bilen, istinaf Mahkemesi'nin tedbir kararı almasının sonuç doğuracağı için diplomasını yırtıp atan, yetiştiren bütün hocaların "Yapamazsın" diye yazdığı, makaleler yayınlanan yerde şimdi rapor almak suretiyle, düğmeye basma görevini de memurdan kendisine alarak verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum, onun muradını. Ama bu millet günü gelince soracak bunun hesabını! Soracak bunun hesabını! Şimdi, şimdi şunu bir görelim. Bir yandan da "Efendim, yeni parti kurulur mu? Efendim kurulmasın, nereye gidiyorsunuz, niye gidiyorsunuz?" anlayamadım. Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de, değil de yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Böyle soruyor, böyle. Kolumu çimdikliyor "yeni parti" diye. Yeni partiyi, nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, "Alın terimin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım" diyenler arıyor. Yeni partiyi "Bu ülkenin artık bu ülkede yaşayamayacağım, dünyanın başka bir tarafına gideceğim" diyen gençler soruyor yeni partiyi. Ondan sonra diyor ki: "Anlamadım, niye yeni parti diyorsun?" Hem, hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, 6 yıl öncesine kendini, 6 yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla ışınlatacaksın; eline verilen delege ki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. Ya insan bundan bir şey anlar ya. O seçimde "iradesi sakatlandı" dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş "Gel, kurultayı yenileyelim" diye, ona yok" dedi

"İKİMİZ YARIŞALIM YÜZDE 90'IN ALTINDA OY ALIRSAM SİYASETİ BIRAKIYORUM"


Özel aynı zamanda butlan olaylarından sonra ilk defa Kılıçdaroğlu'nu hedef alarak çağrıda bulundu. Özel "Bu kurultayda 1333 delege, tarihin en yüksek oyuyla oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP'nin iktidar yürüyüşüne vermis: "Ben kurultay yapmayacağım.
Yaparsam Eylül'de başlayacak, Nisan'a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti'ye böyle yakalanacağım. Bütün umutları kaybettireceğim." Ondan sonra "Ya niye yeni parti, niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum." Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor!Ömrüm boyunca, kendimden önce görev yapan genel başkanlarla konuşurken düğmem açık konuşmadım. Adlarını alıp bir kere kötü kelime söylemedim. 'Benden önceki genel başkan demediğini bırakmadı; olsun, o beni eleştirir, onun hukuku bana emanet' dedim. Șimdi buradan söylüyorum:
2023'te yapılmış seçim için, 2025'te seçilmiş il başkanlarını görevden alıyorsunuz. 60 tanesi sizin döneminizin il başkanı. Niçin seçilmiş CHP'ye saygı duyuyorsun, atanmış benle yürümüyorsun diye bu partinin evlatlarını kıyıyorsunuz, partiden atıyorsunuz? En sonunda da dönüp dolaşıp, 'Öyle yapamam, böyle yapamam' diyorsunuz. Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah'a şükür. Etmeyin, istifa dediniz; maalesef 50 bini istifa etmiș, 1 milyon 950 bin üyemiz var.
Ve görüyorum ki, 'Ben aday olmam, hiç olmadım, aday gösterilirsem olabilir' falan lafları yeniden geri gelmiş. Tam zamanı! ilk kez, Sayın Kılıçdaroğlu, size bu kürsüden, bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz; ben orada oturdum, orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benle, 'Aday oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm.' Bu kürsüden, ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür, son sahibi ne benim ne sensin! Mademki partilisin, mademki bölünmek istemezsin, mademki 'Bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak' diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum, açık açık! İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle; ikimiz, tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP'yi salsın! CHP'yi salsın! Kaybeden siyaseti bıraksın! Sayın Kılıçdaroğlu! Çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum! İkimiz yarışalım 2 milyon üyeyle! %90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum" şeklinde konuşmasını tamamladı

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT SPOR GENEL SUKESİNTİSİ ELEKTRİKKESİNTİSİ HAKKIMIZDA
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 Egeli Gazete