CEMRE YUVARLAK/EGELİ GAZETE- İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu açılış ve temel atma töreninde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İzmir ve gündeme dair açıklamalarda bulundu. Özel İzmir’de yaşanan kooperatif soruşturmasına, sosyal belediyecilik faaliyetlerine ve İzmir’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün mülküne geçen binalar ile ilgili, “İzmir’in mallarına çökmeye çalışıyorlar” diye konuştu.
“HER İLDE MOLA EVLERİ AÇACAĞIZ”
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın otizmli bireylere yönelik açtığı merkeze ilişkin konuşan Özel, “Tugay bana otizmli bir kardeşimizin markette kasiyer olarak, diğer çalışanlarla aynı şartlarda çalışarak ayın, yılın elemanı olduğunu; ailesine yük olmadan, ailesinin yükünü taşıdığını ifade etti. Bu çok önemlidir. Her ilde mola evleri açacağız, önce İzmir’e sonra Türkiye’ye yaygınlaştıracağız” dedi.
“EN BÜYÜK TARİHİ BAŞARIYI YAŞADIK”
2 Nisan günü 3. yıla hep birlikte başlarken bir aradayız. İzmir’de büyükşehir adayımız dahil 29 adayımızın seçildiği, tarih boyunca 6 kadın belediye başkanı varken 9 aday gösterip 8’inin seçildiği, genç belediye başkanlarımızın göreve geldiği bir süreç yaşadık. Tarih boyunca bir siyasi partiye nasip olmuş en büyük yerel seçim başarılarından birini birlikte başardık. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni de Cemil Tugay’a emanet ettik; 2 yıldır görevini sürdürüyor. CHP, 2023 yılının Mayıs ayında, 100. yılda büyük bir umutla hazırlandığı ve seçmenin kendisinden daha motive olduğu bir süreçte seçim yenilgisi yaşamış; umutlar yerle yeksan olmuştu. Yolda karşılaşan iki partilinin yere baktığı için birbirini görmediği, herkesin duygusal kopuş yaşadığı bir dönemden geçtik. O süreçte partimizin özeleştiri yapması ve geleceğe dair yeni bir umut örgütlemesi gerektiğini öngördük. Bu durum anketlerde de görülüyordu; kararsızlar dağıtılmadan oy oranı 13-15 bandına gerilemiş, tepki oyları artmış, seçmen bizimle duygusal bağını koparmıştı. “CHP gençleşecek, kadınlara alan açacak, ölçme ve değerlendirmeye önem verecek, vatandaşı dinleyecek, iyi hizmet edecek, CHP değişecek” diyerek genç bir ekiple yola çıktık. Bu ekip, kurultayda ilk kez çoklu seçimle göreve geldi ve yaş ortalaması 42 olan Parti Meclisi’ne, 44 olan MYK’ya görev emanet edildi.
Atatürk’ten aldığımız emanete, Atatürk gibi kadınlara, gençlere ve bilime inanarak sahip çıktık. 350 bin anketle adaylarımızı belirledik, sahada sürekli takip ettik. 15 günde bir değerlendirmeler yaptık ve 31 Mart akşamı yaklaştığında Türkiye’de büyük bir başarıya doğru gittiğimizi biliyorduk. O gün başarıya ulaşacağımızdan emindik. TRT’den ve yandaş kanallardan gelen yayınlara inanmamamız, sandık başından ayrılmamamız yönünde mesajlar gelirdi. Hep içime dert olurdu; sandık görevlilerimiz hep bu mesajları mı alacak diye düşünürdüm. O gün ise sandık görevlilerimize, “Birazdan Türkiye’nin dört bir yanından çok güzel haberler alacaksınız. Sakın bu iyi haberleri görüp heyecanla sandıkları terk etmeyin, tutanakları almadan görevinizden ayrılmayın” diye mesaj attık. Maçı zihninde kazandıysan ertesi gün sahada da kazanırsın. Biz zihinde kazandık, eninde sonunda kazanacağız.
O gün göreve gelenlerden biri de Cemil Tugay’dı ve salondaki 28 belediye başkanımızdı. İlk toplantımızda şunu söyledim: “Size verilen anahtarlar belediyenin kasasının ya da kapısının anahtarı değil, ne de şehrin anahtarıdır. Bu anahtarlar, Atatürk’ün partisinin ikinci yüzyıldaki iktidarının kapısını açacak anahtarlardır. Bu yüzden titiz, temiz ve çok çalışmak zorundasınız.” Seçmen bize bir kredi verdi; bunu tüketelim diye değil, doğru kullanalım diye verdi. 2 yıl sonra yeniden değerlendirecek. Seçmen, Türkiye’nin aydınlık geleceğine yatırım yaptı. Bunun farkında olan iktidar, belediyelerimizi mümkün olan her yolla zorlamaya başladı. Çanakkale Belediyesi’nden kesilecek bir şey bulamamış ama gelirinin yüzde 40’ını kesmek istiyor. Yıllar önce temeli atılan barajın parasını kesiyor.
“KURAKLIK OLSUN DİYE BEKELYENLERE RAĞMEN BARAJLAR DOLDU”
Oysa arıtma yapmalısın ki körfez kokmasın, deniz kirlenmesin; kentsel dönüşüm yapmalısın, ulaşımı rahatlatmalısın. Dışarıdan kaynak bulunuyor; İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin yüksek kredi notu var, borçlarını zamanında ödüyor. Yurtdışından yatırım için kaynak bulunuyor ama bu hizmetler yapılmasın diye imza atmayanlar var. Buna rağmen 42,5 milyar liralık yatırım yapıldı. Buca Metrosu ilerledi, yeni otobüs hatları açıldı, 125 yeni otobüs filoya katıldı. 90 dakika ücretsiz aktarma uygulaması hayata geçirildi. 600 araçlık yeni filo güçlendirildi, 13 milyar liralık altyapı yatırımı yapıldı, 156 yeni su kuyusu açıldı. Kuraklık olsun diye bekleyenlere rağmen barajlar doldu. Kent lokantaları, İZMAR’lar açıldı. Tansaş İzmir’den doğmuştur; bugün aynı ruhla İZMAR’lar 21’e ulaştı, seneye 42’ye ulaşacak. 6 milyon litre süt, 12 milyon öğün yemek dağıtıldı. 51 milyon liralık sosyal yardım yapıldı. Kreş ücretleri 10 bin liradan 40 bin liraya çıkmak yerine 4 bin liraya düşürüldü; yoksul ailelerin çocukları kreşten kopmasın diye. İlber Ortaylı’ya kütüphane açtırmak gibi vizyoner işlerden tutun, birçok önemli çalışma hayata geçirildi.
“İZMİR’E NE YAPILSA AZDIR”
İzmir çok daha fazlasını hak ediyor. İzmir, beklentinin ve desteğin yüksek olduğu, seçmenin en zor zamanlarda da en iyi sonucu CHP’ye verdiği bir kenttir. 31 adayın 29’unu seçmiştir. Aliağa’da ise çok az farkla seçim kaybedilmiş, adayımız şu anda il başkanımızdır. İzmir’e ne yapılsa azdır; hedef daha fazlasını yapmaktır.
“KOOPEATİF MODELİ DOĞRU YÖNTEMDİ, TALİHSİZ BİR SÜREÇ YAŞANDI”
Genel başkan olarak İzmir’de üzüldüğümüz, dertlendiğimiz günler de oldu. 30 Ekim 2020’de yaşanan deprem sonrası kentsel dönüşüm konusunda yeni bir model arayışı ortaya çıktı. Tunç Soyer döneminde başlatılan bu model doğru bir yöntemdi ancak talihsiz bir süreç yaşandı. Pandemi, ekonomik krizler, 6 Şubat depremleri ve inşaat maliyetlerinin artması süreci zorlaştırdı. Kooperatif modeliyle başlayan projelerde maliyetler karşılanamaz hale geldi ve inşaatlar durdu. Bu durum İzmir’de ciddi bir mağduriyet yarattı. Bu süreçte hem mağdurlar hem de emek veren insanlar zor durumda kaldı. Biz bu süreci yakından takip ettik, gerekli görevlendirmeleri yaptık ve bir yol haritası belirledik.
“İZBETON’DA 4 ETAPLAR YENİDEN BAŞLADI”
Cemil Tugay ve bürokrasisi sürece açık ve yapıcı yaklaştı.İzmir’de bu mağduriyetleri çözeceğiz dedik. Kooperatifçiliğin suç olmadığını, dolandırıcılık varsa bunun ayrı değerlendirilmesi gerektiğini ifade ettik. Gelinen noktada İzbeton’un 5 etabından 4’ünde inşaatlar yeniden başladı, 1 etapta da başlayacak. Egeşehir’deki 2 etaplık proje de ilerliyor. Bu süreci siyasi malzeme yapmak isteyenler oldu ancak biz çözüm odaklı ilerledik. Bugün 2. yılda bu noktaya gelmiş durumdayız.
“2 YIL İÇİNDE TÜM KONUTLAR TESLİM EDİLECEK”
Yıl sonuna kadar 1018 bağımsız bölüm teslim edilecek. Egeşehir’deki projelerin tamamı önümüzdeki yıl bitirilecek. Eksik kalan imzalar da atıldığında süreç tamamen çözülecek.Ben partinin genel başkanı olarak bu süreci yakından takip ediyorum. Bu yıl ve gelecek yıl içinde tüm konutları teslim ederek büyük bir krizi aşmış olacağız. İzmir’e karşı sorumluluğumuzu yerine getireceğiz. Bu bir anlayış meselesidir; mağduriyeti ortadan kaldırmak için kamunun tüm imkânlarını kullanmak gerekir.
“İZMİR’İN TARİHİ YAPILARINA ÇÖKMEYE ÇALIŞOYORLAR”
Bir yanda belediyelerimiz bu hizmeti veriyor, birileri de İzmir’in tarihi yapılarına çökmeye çalışıyor; Egemenlik Evi, Meslek Fabrikası, Namazgah ve gasilhaneyi Büyükşehir’den Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne almaya çalışıyorlar. Buraları Büyükşehir ticari amaçlı değil, eğitim ve kültür amaçlı kullanıyordu. Buraları alacaklar, kim bilir nasıl başka bir işe yönlendirecekler. İşin kökü; esas mesele Galata Kulesi… İstanbul’un Cenevizlilerden kalan tarihi eseri. İnanılmaz ziyaretçi alıyor, Yerebatan Sarnıcı var. Buralar inanılmaz ziyaretçi alıyor, yerli ve yabancı turistten inanılmaz gelir elde ediyorlar. İstanbul Belediyesi hizmetlerini kısıtlamak için belediye başkanlarını tutukladılar ya, paralarını silkeleyip el koydular ya, yetmiyor buralara da el koyalım dediler. Mahkeme “el koyamazsın” dedi, kanun çıkardılar. Bir mülkün tarihinde çivi kadar vakıf izi varsa ve o vakıf şu anda yoksa, bunu Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne katacaksınız diyor. O yapıya yıllardır İzmir’in belediye başkanları gözü gibi bakmış, İzmir’in hizmetinde tutmuş, bunları vakıflara alacaklar ve oraları bildikleri gibi yapacaklar.
“BİR ŞEHRİ SEVİYORSANIZ O ŞEHRİ SEVENLERE EMANET ETMEKLE DOĞRUSUNU YAPIYORSUNUZ”
İstanbul’da Adalar’da vapur iskelesinin üst katı var; dünyanın en güzel manzarası… O kamera açısı dünyanın hiçbir yerinde yok. Orayı nereye versen en yüksek kirayı alırsın; belediye restoranı yapsan, 30 bin lira yerine 300 bin liraya akşam yemeği getirirsin. AK Parti bunu 25 yıllığına TÜGVA’ya vermiş. İzmir’i AK Parti’ye verseydik Pasaport İskelesi’ni AK Parti’ye vermeye niyetliydiler. Karşıyaka İskelesi TÜGVA’da, asansör Mahdum’un Okçuluk Vakfı’nda olacaktı. Paraşüt Kulesini İlim Yayma Vakfı’na vermeleri an meselesi değildi. Bugün 14 açılış yerine yeşil alanların imara açılışını yapıyor olacaklardır sessiz sedasız. Bugün 10 tane hizmet binası temeli yerine 10 tane gökdelen temeli atılacaktı yandaş müteahhitler tarafından. Bir şehri seviyorsanız, o şehri sevenlere emanet etmekle çok doğrusunu yapıyorsunuz.
“SOSYAL BELEDİYECİKTE TARİH YAZIYORUZ”
Tüm silkeleme, tüm alçaklıklara rağmen dimdik ayaktayız. 2 yıl önce hedef vermişiz; 1000 kreş, 100 öğrenci yurdu… İstanbul’u aldığımızda ikisi de sıfırdı. “Kreşe ne gerek var, kadının işi çocuğa bakmak!” Yurdu verecek bir kurt bulunur, tarikatların yurdu bulunur! İkinci yılın sonunda İzmir’de CHP gururla sunar; 801 kreş, 77 öğrenci yurdumuz açıldı bile… Silkeleyenlere, saldıranlara, hapislere inat, kreşlerde hedef yüzde 80, yurtlarda yüzde 77’deyiz. 172 kent lokantası, aşevlerimiz, 173 halk market, Madra, ekmekle vatandaşa üçte bir fiyatına peynir, yarı fiyatına et verebilmenin, yaşam mücadelesine destek olabilmenin onurundayız. Cumhur İttifakı’ndan belediyeleri devralmadan CHP’ye verirsen maaşı keserler diyorlar. AK Parti döneminin 4,6 katı yardımla tarih yazıyoruz sosyal belediyecilikte. Saldırılar sonuna kadar, kötü niyetli çelme ve engellemelere rağmen İzmir’de, dünya siyaset tarihinin en büyük algı operasyonlarına rağmen çok önemli işleri zor şartlarda yaparak, geçmişten gelen eksikleri kapatarak buradayız. İzmir’de olmaktan, böyle bir ekiple çalışıyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyorum. İyi ki İzmir var, iyi ki CHP’nin amiral gemisi.







Sayfa başına git
