Egeli Gazete

Türkiye’de ilk; Güzelbahçe’de 8 Mart’ta tersine yürüyüş düzenlendi

Güzelbahçe Belediyesi’nin düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü programında kadınlar, “Tersine Yürüyüş” yaparak kadın haklarında geriye gidiş olduğu dile getiren bir protesto yürüyüşü düzenledi.
Türkiye’de ilk; Güzelbahçe’de 8 Mart’ta tersine yürüyüş düzenlendi
Haberler / Yerel Yönetimler
9 Mart 2025 Pazar 10:13

Güzelbahçe Belediyesi’nin düzenlediği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü programında kadınlar,
“Tersine Yürüyüş” yaparak kadın haklarında geriye gidiş olduğu dile getiren bir protesto yürüyüşü
düzenledi.


8 Mart, dünya genelinde, emekçi kadınların sömürüye, baskıya ve eşitsizliğe karşı seslerini yükselttiği
mücadele günüdür. Bu kapsamda Güzelbahçe Belediyesi, Kadın hakları ve emek mücadelesinde
adımların ileriye atılmadığını, kadınların kazanılmış haklarının sürekli olarak geriye götürülmek
istendiği, İstanbul Sözleşmesi’nden çıkış gibi olaylar, kadınların sosyal, ekonomik ve hukuki haklarını
zayıflatıyor. Bu yüzden, sivil itaatsizlik ve sanat içeren tersine bir yürüyüşle, kadınların asla geriye
gitmeyeceğini vurgulayan bir eylem gerçekleştirildi.


Yürüyüşe Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay ve eşi Nermin Günay, CHP Güzelbahçe İlçe
Başkanı Devrim Seyrek, ilçe yönetimi ve çok sayıda kadın katıldı. İlhan Selçuk Parkı’nda toplanan
kadınlar Güzelbahçe Gece Pazarı’nda sessiz bir yürüyüş başlatarak 1.limana kadar yürüdü. Yürüyüşün
bir kısmı kadınların geri geri yürümesiyle başladı. Erkek katılımcılar, kadın haklarına destek vermek
amacıyla döviz taşıyıp, mor bandanalar taktı. Kadınların çoğunlukta olduğu kortej kadınların simgesi
olan “kadın hakları geriye gitmeyecek biz buradayız” yazılı mor bayrak ve sloganlar eşliğinde 1.
Limana kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından Güzelbahçe Belediyesi Kadın ve Aile
Hizmetleri Müdürü Uzman Sosyolog Duygu Yılmaz basın açıklaması metnini okudu.
Basın açıklamasında; Sesimize ses olan, gönlümüze su serpen kadınlar, bizimle birlikte yürüyüşümüze
destek veren tüm değerli katılımcılara selam olsun. Emeğin hakkını ve eşit günlerin mücadelesini
veren tüm insanlar için…


‘Siz tersine yürüyebilirsiniz ama tarih sizinle yürümez’
“Bugün bizler burada, tarihin akışına karşı duranlara, dayanışma içinde kazanılmış haklarımızı geriye
çekmek isteyenlere bu gerçeği hatırlatmak için toplandık. Tarihin önünde tüm gericiler en çok
unutulmaya mahkûm olanlardır. Oysaki ilericiler tıpkı Mustafa Kemal Atatürk gibi tarihe mal olurlar.
Bugün biz kortejimizle beraber geriye doğru yürüdük. Çünkü mevcut iktidar bizi haklarımızdan
‘suyun akış yönünden’ geriye çekmek istiyor. Cumhuriyetin ilk yıllarından bugüne kadınlar, eğitimden
siyasete, çalışma hayatından hukuk sistemine kadar her alanda büyük bedeller ödeyerek haklarını
genişletti, kazandı. 1934’te kazandığımız seçme ve seçilme hakkını, dünyada feminist teorinin
gelişmesiyle 80’ler de kadın hareketi başta teorik sonrasında sokaklarda büyüttü. Bizim için 8 Mart,
sadece eşit ve özgür bir geleceğin iradesi değil, aynı zamanda hak mücadelesi veren tüm kadınlara
saygı duruşudur.


Kadın Hakları ve emek mücadelesinde her adım ileriye atılmalıdır. Az önce tersine yaptığımız yürüyüş
aslında suyun akış yönüne inadımızı ortaya koymak içindi. Tersine Devrim koşullarını yaratan iktidar
şunu bilmelidir. Bizler emeği büyüten kadınlar olağan olmayan bu koşullarda bile kararlılıkla
istikametimizden bir milim bile sapmadan yolumuzdan vazgeçmeyeceğiz. Sizler gerici politikalarınız
ile tarihte Atatürk’ün yarattığı ilerici unsurları sindirip, susturacağınızı düşünüyorsunuz! Ama yağma
yok! Tersine de olsa yürüyüşümüz, ‘hep ileri’ olacak yönümüz. Kadınlar tarih boyunca tüm toplumsal
mücadelelerin en ön saflarında yer aldı. Sahip olduğumuz her hakta, edindiğimiz her kazanımda o

cesur kadınların payı var. Bundan 168 yıl önce, Amerika Birleşik Devletleri’nde çalışan 40 bin
dokuma işçisi kadın, kendilerine dayatılan ayrımcılığı reddetti. Binlerce işçi kadın, çalışma
koşullarının iyileştirilmesi ve eşit işe eşit ücret talebi ile grev yaptı. Fabrika kapıları üzerlerine
kilitlendi. O sırada çıkan yangında, kapı önüne yığılan barikatları aşamayan kadınlardan 129’u
yanarak hayatını kaybetti.


“ Kadın yaşam özgürlük”
“Bu olay dünyanın her yerindeki kadınların öfkesini örgütledi, yaşamlarıyla bedel ödeyenlerin hak
mücadelesi hiç unutulmadı. Yıllar sonra; 27 Ağustos 1910 tarihinde, Kopenhag’da 2. Enternasyonel’e
bağlı Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı’ndaki toplantıda, Clara Zetkin dokuma fabrikasında
hayatını kaybeden kadınlar için 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını önerdi. Öneri oy
birliği ile kabul edildi. O gün bugündür kadınlar, mücadelenin ve dayanışmanın örgütlü gücünü
kutluyor. Her sokakta, her mahallede, her ilçede, her şehirde sesimiz daha gür çıkıyor. Daha da güçlü
çıkacak sesimiz; ‘susma haykır, kadınlar başkaldırır.’ 8 Mart’ı kutlayanlara şiddet uygulanıyor, cezalar
yağıyor. Kadına yönelik şiddeti protesto etmek için dans eden kadınlara dava açılıyor. Bu demokratik
eylem, “Cumhurbaşkanına hakaret” noktasına getirilerek hapis cezası veriliyor. Diğer yanda ise
kadınlara şiddet uygulayanlar, elini kolunu sallayarak sokaklarda dolanıyor. Kadınlar, saldırganlarıyla
karakollarda barıştırıp evlerine yollanıyor. İktidar zihniyeti tüm yurttaşlara en çok da kadınlara “itaat
et rahat et” anlayışını dayatıyor. Oysaki şiddet kader değildir, kederdir! İstihdamda tutunabilen
kadınların çoğu, düşük ücretle, sendikasızlıkla, işini kaybetme korkusuyla, uzun çalışma süreleriyle,
mobbingle baş etmeye ve evine ekmek götürmeye çalışıyor. Kadının emeğini yok sayanlara
haykırıyoruz: Her kadın emekçidir! Kendisinin, çocuklarının, ailesinin ve toplumun geleceği için
insanca yaşam kavgası verir.


‘İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyeceğiz’
“2025 yılı İktidar tarafından “Aile Yılı” ilan edildi. Aile Yılı kapsamında bir dizi prosedür açıklandı.
Nüfusun artması için çağrılar yapılıyor, ancak kadınların çalışma hayatında kalmasını sağlayacak
kreşler kapatılmak isteniyor. Çocuk bakımına dair kamusal çözümler sunulmadan, kadınlara sadece
“doğurun” demek gerçekçi değildir. Asıl mesele kadınların ev ve yaşam dengesini kurabileceği,
ekonomik bağımsızlığını kaybetmeden çocuk sahibi olabileceği bir sistem kurabilmek. Yani kreş
kapatmayı gündeme getirmek bunlardan biri değil mesela. Ayrıca bu çocukların yaşayacağı koşulları
sadece ekonomik olarak değil hukuksal anlamda da düşünmek gerekiyor. Baro yöneticilerine,
avukatlara, gazetecilere, siyasetçilere soruşturmaların açıldığı, tutuklandıkları bir memlekette
yaşıyoruz sonuçta, bu çocukların düşünce ve ifade özgürlüğü hakları sağlanabilecek mi? Kadın
haklarını savunmak birçoğumuzun görevi oldu. Ne zaman sesimizi yükseltsek, “Erkek düşmanı
mısınız siz?” diyenlerle karşılaşır olduk. İstanbul Sözleşmesinden vazgeçmeyen biz kadınlar, 6284
sayılı kanuna da sahip çıkıyoruz. “Avangard Gericilerin” hedef aldığı haklarımızdan vazgeçmiyoruz.
Biz Kadınlar olarak; bu kavganın da, bu taleplerin de, geleceğin aydınlık günlerini barındıran umudun
da yılmaz savunucularıyız. Bizler, haklı mücadelemizi örgütleyerek tarihe yön verenler olacağız.
Emek biziz. Umut biziz. Mücadele biziz. Halk biziz. Halkın iktidarını da bizler kuracağız. ‘Kahrolsun
İstibdat, Yaşasın Hürriyet’ Kutlu olsun 8 Mart! Dayanışma olsun, yaşam dolsun, KADIN – YAŞAM –
ÖZGÜRLÜK”

‘8 Mart bir anmadır, bir başkaldırıdır’
Kadınların eşitlik, özgürlük ve emek mücadelesinin simgesi olan 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar
Günü’nü kutlayan Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay, “Kadınlar, toplumumuzun temel
taşı, emeğin ve üretimin en önemli unsurlarıdır. Onların hak ettiği değeri görmesi, eşit şartlarda yaşam
sürmesi ve şiddetten uzak, güvenli bir hayat sürebilmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Güzelbahçe
Belediyesi olarak kadınların toplumsal ve ekonomik yaşamda daha güçlü yer alması için
çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kadın emeğini destekleyen projelerimizle onların her alanda daha
görünür olmasını sağlamak en büyük hedeflerimizden biridir. Başta Güzelbahçeli kadınlar olmak
üzere tüm emekçi kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, eşit, adil ve umut dolu
bir dünya diliyorum” diye konuştu.


Eylemin sonunda, kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların isimleri, toplanma alanında
yerlere tebeşirle yazılarak, Sonrasında kadınlar bu isimlere su dökerek unutmamak ve bu mücadeleyi
canlı tutmak için bir anma ritüeli yaptı. Son olarak hayatını kaybeden tüm kadınların anısına denize
çelenk bırakıldı.

YORUM EKLE

Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır

YORUMLAR


   Bu haber henüz yorumlanmamış...

Sayfa başına gitSayfa başına git
Facebook Twitter Instagram Youtube
GÜNCEL TÜRKİYE POLİTİKA EKONOMİ YEREL YÖNETİMLER DÜNYA YAZARLAR FOTO GALERİ VİDEO GALERİ ASAYİŞ SAĞLIK KÜLTÜR SANAT SPOR GENEL SUKESİNTİSİ ELEKTRİKKESİNTİSİ HAKKIMIZDA
Masaüstü Görünümü
İletişim
Künye
Hakkımızda
Copyright © 2026 Egeli Gazete