H.EGEMEN SÜTER- Günlük hayatımızda yapay zekayı aktif olarak kullanan biriyseniz, bu teknolojinin hayatı ne kadar kolaylaştırdığı ve kökten değiştirdiği su götürmez bir gerçektir. Peki, bu benzeri görülmemiş dijital güç kötülüğün mü yoksa iyiliğin mi ulağı? Aslında tarih tekerrürden ibaret. İnsanlık tarihi boyunca ortaya çıkan her devrimsel buluş ve teknoloji ilk etapta büyük bir korku yaratmıştır. Matbaanın icadı, fotoğraf makinesinin ortaya çıkışı veya bilgisayarların evlerimize girmesi. Hepsi kendi döneminde sonun başlangıcı olarak nitelendirilmişti. Fotoğraf makinesi icat edildiğinde ressamlar sanatın öldüğünü sanmıştı, oysa bu sadece yepyeni görsel akımların doğmasına yol açtı.
Bugün tam olarak aynı korkuyu yapay zeka için yaşıyoruz. Etrafımız ‘‘Yapay zeka üreticiliği öldürüyor!’’, ‘‘Sanat artık bitti!’’ diye bas bas bağıran karamsar yazılarla dolup taşıyor. İşin en ironik ve trajikomik tarafı ise, insanlığı uyaran ve felaket tellallığı yapan bu yazıların birçoğunun bizzat yapay zeka kullanılarak yazılmış olması.
Ayak bağı değil, yapay zeka gelişim için dijital bir ortak.
Yaygın inancın aksine, doğru ve bilinçli kullanıldığı zaman yapay zeka bir ayak bağı veya düşman değildir. Aksine, potansiyelimizi zirveye taşımamıza olanak sunan devasa bir araçtır. İnsanın eşsiz yaratıcılığı, analitik düşünce kabiliyeti ve tecrübesi ile harmanlandığı zaman ortaya gerçekten muazzam işler çıkabiliyor.
Bugün yapay zeka, sağlık sektöründeki hastalık teşhislerinden tutun da, karmaşık iş dünyası analizlerine kadar günlük kullanımda ciddi faydalar sağlıyor. Kullanım yelpazesi o kadar geniş ki yazarların tıkandıkları metinlerinden ve kurguladıkları kitaplarından, tasarımcıların ürettiği dijital varlıklara, sinema filmlerinden animasyonlara kadar her alana uzanıyor. İleri seviye matematiksel hesaplamalarda ve binlerce satırlık kodlama işlemlerinde insanların iş hayatına inanılmaz bir hız getiriyor. Yapay zeka, insanın sırtındaki o ağır iş yükünü hafifletmek için burada. Bu yüzden dünyanın ve sektörlerin bu yeni teknolojiye direnç göstermek yerine hızla ayak uydurması gerekiyor. Şu an piyasada çok net bir gerçek var. Yapay zeka burada kalıcı ve her geçen gün gelişmeye devam edecek.

Kusursuz görünen kusurlu bir alet
Dışarıdan gözlemle veya ilk bakışta kusursuz bir mekanizma gibi görülebilir, ancak yapay zeka aynı zamanda hatalarla dolu bir araçtır. Ne kadar gelişmiş olursa olsun, insanın o derin, kaotik ve duygusal yaratıcılığına henüz yakından bile sahip değil.
En basite indirgemek gerekirse yapay zeka sadece bizim ona verdiğimiz komutlarla yönetilen çok yetenekli bir dijital fırça veya İsviçre çakısı gibidir. Kendi kendine şaheser yaratamaz. Bu aleti kullanan, yöneten, ona yaşanmışlıklarını katan ve üretilen varlığa asıl ruhunu veren hala insanın ta kendisidir.
Yapay zeka dünyayı gelecekte nasıl etkileyecek?
Gelgelelim şu anki en büyük korkuya. ‘‘İşsiz mi kalacağız?’’ Yapay zeka henüz herhangi bir iş imkanını tamamen ortadan kaldırmadı ve daha uzun bir süre tamamen yok etmeyeceğini öngörebiliriz. Evet, bir işi yapmak için artık iki insan yerine bir insana ihtiyaç duyulan senaryolar artıyor, ancak o masada oturan, makineyi yönlendiren ve son kararı veren insan gücüne hala muhtaç durumdayız.

Geleceğin çalışma modeli ve doğaya dönüş.
Yapay zekanın gelecekte bize tam olarak neler göstereceğini ve nasıl yenilikler sunacağını bilmek zor, ancak insanlık için iyi bir yönde ilerlediğimizi söylemek mümkün diyebiliriz. Yapay zeka, rutin ve yorucu işleri devralarak hayatı daha da kolaylaştıracak. Bu sayede insanlar, yıllardır hasret kaldıkları o en değerli şeye, yani kendilerine çok daha fazla vakit ayırabilecekler.
Belki de işlerin ve geleneksel mesleklerin gerçekten kaybolmaya başladığı o uzak gelecekte, insanlık yepyeni bir aydınlanma yaşayacak. Kendi bahçelerinde yiyecek yetiştirme devri eskilerde olduğu gibi tekrar ortaya çıkacak ve beton yığınlarından uzaklaşıp doğal bir yaşama geri dönüş başlayacak. Makineler bizim yerimize robot gibi çalışıp dünya çarkını döndürürken, bizler sadece insan olmanın tadını çıkaracağız milattan önceki antik medeniyetlerdeki gibi. Filmlerde, örneğin ‘Terminatör’ filmindeki robotların dünyayı ele geçirip insanlığı yok etmesi kulağa çok uzak ve fantezi olarak geliyor. Kim bilir, belki de yapay zeka sadece unuttuğumuz doğamızı bize geri verecektir.